18 Aralık 2012 Salı

(bkz: tiksinti)

DİN: Yüzyıllardır psikolojik i$kence aracı olarak kullanılan öge.

Annesi vefat etmi$ ki$ilere, kendilerinden hazzetmesem de orospu çocuğu demekten imtina edecek kadar vicdan / ahlâk / erdem / seç beğen al sahibiyim. Ama sabrımı çok zorlayan iki örnek var. Biri eski ne idüğü belirsiz (sevgili? olamadık mk. dost? değil. arkada$? o bile değil. tanıdık? belki.) adamlarımdan. Diğeri için bkz:

Yıllarca alttan alta i$lemek.. Sonra kubuzlanmak.. Sürekli güç gösterisinde bulunmak.. Kaba kuvvetle sindirmeyi deneyip görmenin akabinde de ayağınızı denk alın temalı fedailik..

***********************************************

Bir eğitim kurumunun sağlaması gereken öncelikli sorumluluk nedir?
Bilimsel, akademik, sosyal ve kültürel faaliyetler ile yurt, derslik, kütüphane, laboratuvar ve benzeri temel altyapı elemanları sağlamak mı yoksa bir ibadethane açmak mı? Tercih yaparken ilkini umursamayıp da ikinciden yana olan birtakım mahlukat için bkz:

Ba$taki tanımımdan da anla$ılacağı üzere din(ler)e kar$ı hiç bir hassasiyetim ya da eğilimim olmadı. Aksine gereksiz olduklarını dü$ündüm hep; bunun yanında inançlı olana ve/veya inancına da saygı duydum. Ama bu tarz imanlı olmaktan ziyade ikiyüzlülüğe saran, yaratandan ötürü yaratılana saygı duymak yerine içi bok kaynayan, gösteri ve gösteri$ meraklısı, evleri barkları okul haricinde kafalarının üstünde bir çatı yokmu$ gibi davranan fanatik bünyeler ise (en hafif tabirle) midemi bulandırıyor.

27 Kasım 2012 Salı

$imdi bütün anmalar bir susmanın içinde vol.2

22 Kasım 2012 - Per$embe / San Giovanni
Sabahtan S.m.a'dan alınacak ve iade edileceklerle ilgili alı$veri$i tamamlarken evi aradım. Annem "dur babana da sorayım" diyince bir afallama.. Babam? Ne alâka bu saatte evde?
- Hayırdır anne?
- Rahatsız biraz yaa.. Kırgınlık var vücudunda, o yüzden dinleniyor evde.

Peki yer miyim ben bunu?

Öğleden sonra Fiumicino'ya gitmek için Termini'den otobüse bindim, tekrar aradım evi. Annemin çok uzun zamandır görü$mediği bir arkada$ı bizde..? Kesin bir pislik var! Benden bir $ey saklıyorlar! Bi miktar sıvamalı bir mesaj gönderdim anneme, o da "doktora gittiaaaüüæææ" mealinde çemkirmeli döndü. Uçağa binmeden evvel babam aradı:
- Yok bir $ey merak etme.
- İyi! Ama olunca haber verin! Söylemiyorsunuz ama ben bir $ekilde öğreniyorum, o zaman daha mı iyi oluyo bla bleu bla bli blaaa?!!!!

23 Kasım 2012 - Cuma 11:00 / İstanbul
Babam yine aradı:
- Ben $imdi hastaneye yatıyorum ama endi$elenme sakın, sadece bir kaç gün burada kalmam gerekiyor tamam mı?

Endi$e mi?
Kim?
Ben?

Gece bastım gittim. Marttan beri idrar yolları enfeksiyonu var; prostatla da ilintili bu durum ancak prostatın alınması için iltihabın kurutulması gerekiyor ve o zamandan beri kullanılan ilaç sadece geçici bir çözüm olduğundan daha az ama sık dozlu serumlama seansları için Acıbadem'e yatmı$. İlk gece normal geçmi$.

24 Kasım 2012 - Cumartesi / Bursa
Sabahın köründe kapıya dikilince anneme bi sırıtma geldi. Geldiğimi haber vermedi, odaya süprüz mahiyetinde girdim. Rahatı yerinde ama cam açılmıyor, odada da radyo / televizyon ses yapacak erhangi bir $ey istemiyor. Ona değil de bana seyirme gelebilir biraz oradan buradan.. Gündüzü geçirdik, ak$am banyo ve bir kaç saat uyku için eve döndük annemle. 20 dakika sonra telefon:
- Ben iyi değilim.

Evle hastane arası 10 dakika, takside anneme çaktırmadan mütemadiyen birilerine, bir yerlere ?? yalvarmam kaç bin dakika belli değil. 13 sene önce enfarktüs, üstüne de bir kaç spazm geçirdi çünkü. Neyse, ritim bozukluğu olmu$ ekg çekildi, rahatladı(k). Pazarı da öyle böyle yedik derken ak$ama doğru sol kolda enseye vuran ağrı.. Yine hop oturup hop kalkma ama kataterin kolda yarattığı sıkıntı olduğu söylendi; gerginlik ve endi$eyle birle$ince böyle güzellikler oluyormu$. O gece deniz otobüsüne bindiğimde mesaj attı babam; kandaki enfeksiyon değeri dü$mü$, ürolog ve enfeksiyon uzmanı konsültasyonda bulunup bakacaklarmı$ duruma.

26 Kasım 2012 - Pazartesi / İstanbul
Bakmı$lar sonuçlara; kalp ekg ve kan testleri temiz çıkmı$ ve enfeksiyon oranı da 21den 6ya dü$mü$. Bu sebepten az biraz daha devam. Sonrası için önümüzdeki maçlar vs.


2-3 gündür kafamın bir tarafında çok kesif bir sessizlik var ama diğer tarafında kendime yaptıklarım, otun bokun arkasından paralanıp da en temel $eyleri ihmâl edi$lerim, kaçan trenler hepsi hepsi ardı ardına dönüyor. Bir $eyleri kaybetmeye yakınken duyulan dank sesi sanırım bu. Bir daha bunu da duyamayabilir ve bok gibi ortada kalırsın diyor bana.


24 Kasım 2012 Cumartesi

$imdi bütün anmalar bir susmanın içinde vol.1

22 Ekim 2012 - Pazartesi
Bir kaç ay önce Cihangir'de eski Bayku$, sonra Jazzy'nin yerine bir meyhane açıldı; Aliye. Some kind of sığır people'ın uğrak yeri olduğu ve i$letmecilerinden birine ultra kıl olduğum için sallamadığım bu mekâna pazartesi tenhalığında çöküverdik. Eskilerden göz a$inalığımın olduğu bir diğer i$letmeci Levent'in de doğum günüymü$ o ak$am; ufaktan demleniyordu 2-3 arkada$ıyla, rahatsız etmemek için sonra uğrarsın diyip kendi masamıza kuruluverdik. Bir kaç saat sonra tüy gibi süzülüverdi o çok güzel güzel gülen adam ve dereden tepeden oradan buradan derken maselülüf ortaklıktan ayrıldığını, nedenini, bundan sonra ne yapmak istediğini, oğlunu, çentikli a$klarını, Barceloneta'da bar açsak ne kadar güzel olacağını konu$tuk saatlerce. Papaz gibi kabaran saçımı kontrol altında tutmak için yana alıp el çabukluğuyla örmem. Bakı$lar.

16 Kasım 2012 - Cuma sabaha kar$ı
O rüyayı gerçekten gördüm mü ben? Some kind of sığırların tamamı, bir kaç arkada$ım, Levent, hatta sanırım bir de arka masalardan birinde Koray.. Niyeyse birden hadi bir türkü söyleyelim diyorlar ve ben Keklik İdim Vurdular'a giriyorum. Masa bön bön bakıyor, kimileri de kırık dökük e$lik etmeye çalı$ırken Levent gülüyor çarpık çarpık, "gözleri fettan güzel!!" diyerek..

16 Kasım 2012 - Cuma 17:30
Doğan'ın retweet'ini gördüğüm an içimden kopan ah. En keskin sebebi de Cengiz Semercioğlu'nun 3 gün sonra olay yerini olanca hödüklüğüyle klavyeye döktüğü yazısındaki noktayı önceden sezmem sanırım.
“Saat 3’e kadar bizim oradaydı, yalnız başınaydı, bir-iki kadeh bir şey içtikten sonra kalktı”

Reasürans Pasajı ve Barceloneta'daki barlar açılamadı ama bence o zaten yukarda bir yerlerde alacak-verecek hesaplarını tamamladı ve $öyle janjanlı bir mekân için yer arayı$ında. Biz de buradaki i$imiz bitince yanına gidip 2-3 kadeh yuvarlayacağız.

23 Kasım 2012 Cuma

bazilika da olsan haddini bileceksin!


7 euro yerine 5 euro ver,
551 merdiven çık,
551 merdiven in.

Manzara $ahane o ayrı.
Ama paniklostrofobiliatak bi bünye olmaya da çeyrek var.

Ha bu arada tanı$tırayım: San Pietro Bazilikası'ndan Roma hâllenmeleri.

14 Kasım 2012 Çarşamba

bulutsuz 30.


sözlerimi geri alamadım.
ama ya$amaya mecburdum.
iyi ki doğdum.

1983 - 2012.

23 Ekim 2012 Salı

reach out, touch Dave!

Oh beybili boylar gün geçmiyor ki atraksiyon eksikliği çekeyim, böyle bi heyecan istiyorum laan diye anırayım.. (bu cümle bi skim sokum bi$ii oldu da hadi bakalım.)

Sabah evden çıkarken bunca yıllık doğalgaz kullanıcısıyım böyle bir sızıntı almadı burnum diyesim tuttu. Amanaskieee, gazı kapa, camı aç, 187'ye kayıt bırak, gelecek adamlar için etrafı topla, bir uçtan bir uca uç, o camı da aç,.. derken ekip geldi. Oraya bak, burayı mıncıkla, $u boruyu tut, herkesin tuttuğu kendine derken varılan sonuç: havanın bozulması sebebiyle gider tıkanıklığı.
Lan?
Wtf?
Ben bilmiyor muyum yağmur yağmadan önce ortaya çıkan lahanabrokolifasulyeyi bir arada yiyen götün saldığına denk olan kokuyu? Değilmi$ efem, gaz kaçağı. Ulan buradan çıkıp da o daireyi yerinde bulamazsam var ya!!

O değil de, Depeche Mode geliyo lan. 17 Mayıs'ta ve yine mına koduumun Küçük Çiftlik'ine. Benim söylenmem mekânı sevmediğimden. Yoksa hem merkezi olan hem de 15 - 17 bin kapasiteli ve alkol satı$ının da yapılabileceği maselülüf tek yer olduğunu her seferinde ben izah etmekten sıkıldım, allah baba Purple'a sabır versin.


21 Ekim 2012 Pazar

ira furor brevis est.

Bir türlü kontrol altına alamadığım öfkemin hayatıma mâl olabileceğini öğrendim bu ak$am, çok kötü bir $ekilde. Belki kalın kafam bundan sonra biraz yola gelir.

19 Ekim 2012 Cuma

he lan Roma'yı da ben yaktım.

Bir yamık çıkmazsa 18 - 22 Kasım arasında pizza gibi pizzaya, makarnaya ve dondurmaya doymayı ve enginarla barı$mayı planlıyorum.

Vize sürecini sağ salim atlatır da kanatlanabilirsem (6 senedir vize alım i$lerine a$ina bir bünye olarak hâlâ yusuflanıyor olmam, x/y/z'ler adına gerek münferitimsi gerek grubal bazda yaptığımız ba$vurularda konsolosluklardaki s.kik i$leyi$ten ötürü ağzımın defalarca yanmı$ olmasından kaynaklanmakta) Mikocan sen de desteğini esirgeme çok reca ediyorum.

Bir de odayı nerede kiralayacağıma karar veremedim; Colosseum mu Vatican mı Termini mi?
Hörfff.. o_O

18 Ekim 2012 Perşembe

national $ip$aklamalar.

Dünden beri National Geographic'in 7. Uluslararası Fotoğraf Yarışması'ndaki 3 kategoriden (İnsan, $ehir, Doğa) Doğa'ya gönderilen hayvan fotoğraflarına bakıyorum ve bir çoğuna like! çok like! hüft like! laplike! demek istiyorum. Gerçi arada bazıları da böyle efektlemenin dozunu kaçırıp milka inee'ne bağlamı$ ama olsun. İçlerinden 5'ini seçtim; bakalım da cheshire olalım diye.

Respect +1

















Yapabilirim! Tırmanabilirim!






































Gel gel, güne$ çok yakmıyo!


















Höfff... Geldi yine tipini..














Kaç kere dedim size ben Hedwig değilim laaaan!


















Hadi bu da gönlümün mansiyonu: Al Sana 2.5


















Post Scriptum: Çok $ahane aurora ve samanyolu fotirefleri de var!

16 Ekim 2012 Salı

intihar = teknik arıza?

"..Ak$am 17:35 sıralarında 40 - 45 ya$larında bir kadın Taksim metro durağında raylara atlayarak intihar etti. Metronun istasyona girmesine 10 - 15 saniye kala atladığı için kurtarılmasının mümkün olmadığı belirtildi.."

Olaydan haberim yoktu, 19:00 gibi Levent'ten Taksim'e gitmek için a$ağıya indiğimde bir kaç ki$i metronun Osmanbey'e kadar gideceğini söylüyordu. Nedenini bilmeden araca bindikten sonra Osmanbey'e varana kadar defalarca duyduğum ve bir kaç saattir sürekli kafamda dönen anons sanırım uzun bir süre kulaklarımdan silinmeyecek.
"Teknik bir arızadan dolayı metro seferlerimiz gecikmeli olarak yapılacaktır."
Bir insanın hayatını sonlandırma kararının teknik bir arıza olarak nitelendirilmesi?

15 Ekim 2012 Pazartesi

tişikkirlir sipirmin!!

Geçen pazar yıllardır kavu$mak için beklediğim Alegria'ya ko$tum, ayaklarımı popoma vurdura vurdura. Smiley
Kendisi adıyla müsemma (bkz: co$ku, sevinç) olduğu hâlde bizim seyircimiz genelde sek öküz kabilesinden geldiği için yine büyük bir kitle don yağı gibi oturmayı tercih etti. Kar$ında dünyanın en muhte$em, en keyifli, en tığ gibi i$lenen gösterilerinden biri var ve sen en fazla devenin nalbanda baktığı gibi bakıyorsun ya da sahneye çıkıp bir parçası olmayı reddediyorsun öyle mi? Senin de o verdiğin paranın da ta .mına koyayım çok afedersin. Hani bir ki$i daha reddetseydi ya da ekibin katılımlarına kafalarını çevirerek kar$ılık verseydi, g.t kadar maa$ımla doğru orantılı olan yerimden (bkz: balkon arka sıra) atlayıp palyaçolardan birinin ayakkabısıyla ağzına ağzına vuracaktım.. Ne skime var olduğunu bilmediğim Leyla'yla Mecnun'u anıra anıra gülerek seyredersin ama yaratıcılık ve ekip ruhu kelimelerinin vücut bulduğu adamlar var kar$ında; onlara saygı göstermekten acizsin. Gerçi bu hırtlambolar ordusu Saltimbanco için de sikim sokum lâflar etmekten geri kalmadıkları için bunları Medrano ya da gezici tırtinyo sirkler falan anca paklar.

Amaan neyse efenim, siniri keselim. Ekip, daha önce anca ekran kar$ısında seyredebildiğim performanslarına göre daha az ki$iden olu$uyordu. (Gerçi odunlara çok bile!)
Bi soru: Sahnedeki hayvanî kubbeyi cami mimarisine benzeten tek hıyar ben miyim?

Senkronize trapez ikilisi, trambolin cambazları (dekorun ne zaman ve ne $ekilde deği$tiğini takip etmekte zorlandım mk), palyaço & osurtuk zebrası, alevli bıçak dansı, hulahopçu apla, kardan adama bağlayan palyaço, nereden geldiğini anlayamayıp gafil aflandığım (laaaaan!) uçan adam, omuz üstü denge barlarda senkronize akrobasi (anneni!), Moğol slytherin, sabit ve hareketli barlar..

Bölümler arasında favorilerim diye bir ayrım yapamam ama sanırım Power Track'i ve o esnada çalan Irna'yı biraz daha ayrı tutup böyle böğrüme böğrüme basıyorum diyebilirim. Smiley
Ve fekât öndeki esnek barın üstünde zıplayıp körlemesine arka bara konan akrobata hassiktir be! diye bağırarak takdirimi kuvvetli bir $ekilde dile getirmi$ olabilirim. Smiley
Ha bir de yerden 12 metre yükseklikte "elimden ne uçan kurtulur ne kaçan" cinsinden gösterileriyle dil ucumu kemirmeme sebebiyet veren Aerial High Bar te$kilâtının 1 dakikadan daha kısa sürede kurulmu$ olması beni benden alıp $öyle bir tepeye çıkarıp yarım gün hatta bazen bir tam günde bile kurulamayan sahnelere, dekorlara doğru fırlattı!Smiley
Neyse ki Alegria son koreografi de en ba$tan hüngür fo$urt gitmedim. Ama dediğim gibi kendilerini seyretmeyi o kadar uzun süredir bekliyorum ki High Bar'giller bitip ilk notalar duyulmaya ba$ladığında hortummuslukfokurtu stayla.



Pazartesi ak$amı da bir arkada$ımın albüm tanıtımı vardı Hayal'de. "Yarın öbür gün ben bir gala, tanıtım gecesi, kısaca paralı etkinlik düzenleyip de çağırsam para verip gelir mi bilmem.. sanmam" kategorisinde yer alan biri olmakla birlikte alacaklar verecekler kar$ılıklı. Yani "lansman çok da fifi, önemli olan network azizim." Tabii bir ölçüde aldık o network çalı$malarını kucağımıza; diğer taraftan da çok uzun zamandır bu kadar gülmemi$tim. 8 ay önce de hayretlerimi $a$ırtan durumlar olmu$tu, dün yine aynı sığırla saçma diyaloglar
- ya ben bu kızı seviyorum aslında ama neden bilmem o benden nefret ediyor.. niye benden nefret ediyosun yeaaææ? =(
~ bilmem.. yav$ağın teki olduğun için olabilir mi? =)
- he? =O
içine girince $unu fark ettim; kendisi gerçekten de o kadar yav$ak ve pu$t bir bünye ki hani "hasktir ya hiç beklemiyorum senden!" diyebileceğin türden olmadığı ve zaten olası ibneliği bekleyip götünü kolladığın biri olduğu hâlde varlığına sinirlenmiyor ve hatta sindirebiliyorum artık. Daha sonra da kabullenme ve kısmî omurgasızla$ma safhalarına sıra gelecek sanırım.
(Etkinlik ve eğlence sektörünün $ahane kısımlarına bilahare değinirim.)
Diğer taraftan 3.5seneliksevgili6aylıkni$anlılarının kendisini kariyer basamağı olarak görüp üstüne basarken boynuz takmakta da sakınca görmediği ve bu tarz bi karıdan ayrıldıktan zembereğinden bo$anmı$ gibi kendini oradan oraya vurmamak için ne yapacağını bilemeyen düzgün adamlar da var bizde. O yüzdın ben yine yediğim "sadece kazık ayol!"lara $ükredeyim.

10 Ekim 2012 Çarşamba

bir ayıyı ne $ekilde postalayabilirsin?

Bugün, içimde sabitlenip kemikle$en "someone accidentally replaced my heart with a baked potato" stilini 1 yıl içinde ufaktan bi kımıldanmaya, sonra bi fıtfıtıfıtı staylaya, nihayetinde de attan dü$mü$ karpuza evrilmesine yardımcı olan dallai lamanın doğum günü. Hayır; doğum günlerine ve hatırla(n)maya çok önem verdiğim hâlde kuru kuruya da olsa kutlamayacağım. Plaklarına ve malt $i$elerine be$eri ili$kilerinden daha çok önem veren, sevgili / arkada$ / dost statüsü gözetmeden yaralarını kendi yaralarımmı$ gibi kabullenip iyile$tirmek istediğimi söylediğim hâlde egosunu hunharca üstümde parlatmaktan imtina etmeyen ve bir konser kaydının kapalı pencerelerini açtığını, tam olarak olmak istediği yeri gösterdiğini, cennete benzediğini söyleyebilen birinin içine ula$mam mümkün değil çünkü.

Bugün, senelerdir çalı$tığım müdürler / direktörler içinde en sevdiğim ki$iyle birbirimize girme tatbikatı yaptık. Hiç hazzetmediğim, kendimle kurallarımla çeli$tiği hâlde bu ara i$lere / tekliflere çok yoğun $ekilde asılmıyor ve daha da kötüsü oldukça geç gidiyorum ofise. Sabah ünlemli, dikkat edelim'li bir mesaj gönderince "çözmemiz gereken daha ba$ka, beni cidden zorlayan mevzular var bildiğin gibi, onlara yönelik bir geli$me var mı ki bana giri$ çıkı$ saat soruyorsun?" dedim. O da 2 aydır maa$ almadığını ve benim maddiyatın dı$ında ya$adığım bütün sıkıntıları katmerli olarak ya$adığını ama bize yansıtmamaya çalı$tığını hönkürdü. Bir taraftan haklı olduğunu bilsem de bu kadar basiretsiz kalmamız(kalması?) beni delirtiyor. Harika bir i$yerimiz var, değil mi?

Bugün, en yakın arkada$larımdan biriyle sanırım son kez Çengelköy'de denize kar$ı kahvaltı yaptık. Yakla$ık 7 aydır bütün i$ bulma giri$imleri bir tarafında patladığı, aldığı evlenme teklifini hayatında biraz düzgün ve normal giden bir $eyler olabilmesi için kabul ettiği ve normalde dünya sikime tayyare götüme minare bir kadın olsa da ben'ci dü$ünceler yerine biz'e yöneldiği hâlde ni$anlısının sümsük ve hem kendine hem etrafına güvensiz bir adam çıkması sebebiyle ni$an atmak durumunda kaldığı ve hayatla sürekli inatla$manın sağlığından götürdükleri yüzünden Antalya'ya geri dönüyor. Ve ben de, yanında tırnaklarımı / dikenlerimi çıkarmadan kendim gibi olabildiğim bir insanla mânen olmasa da cismen uzakla$mak durumunda kalıyorum.


Bugün, aslında dün gelen ve "ne de olsa kışın sonu bahardır." hatırlatmasını geçen o bi "size sarılabilir miyim?" hanfendünün kartpostalına kahkahalarla gülerken bir taraftan da sinirden gözlerimin dolduğu, burun direği sızlamalı anlardan birini ya$ıyorum. Akrep olmak, her daim 2 uç arasında çılgınca yardırmak demek çünkü. Ama $u an pozitif tarafta kalmaya yönelik isteğim daha ağır basıyor. O yüzden denize kar$ı söyleyeceğim $arkıyı seçmek için müzük klasörlerimi taramaya gideyim ben.

7 Ekim 2012 Pazar

İmanın ilâve $artları.

"Biz"den olmayanları "öteki" olarak adlandırmak.
Protesto adı altında linç denemeleri yapmak.
Yerlerini yurtlarını belleyip evlerini / dükkânlarını ta$lamak.
Tekme tokat giri$mek.
Bu maddelerin hiçbiri kesmezse yakmak.

5 Ekim 2012 Cuma

friday i'm in wtf?!

Sıla'ya güya mesafeli yakla$an bir insan olarak bir kaç gündür "Bodrum'un Suları"nı dinlerken ağlayıp (hâlâ 4 Kelime'yi yazamadım ya, pes.) "Acısa da Öldürmez"le gerdan kırıyorum. Bu tarz arabeske meyillenmelerim ne ilk ne de son olsa da kendime hâlâ inatla "aaaa ne bu böyle be yuh artık"lanıyorum falan. Günde 147 defa Seni Yakacaklar dinlediğinizi ya da ağırba$lı bir masada dem hâlindeyken Sev Yeter çalmaya ba$ladığında billur geçilecek kıvama geldiğinizi ne çabuk unuttunuz o bi küçük hanfendü?

Bodrum demi$ken; bu naçizane pütifik beldemizle, kendisinden hiç hazzetmediğim hâlde kürkçü tükânı tadında bir ili$kimiz var. Ya çalı$ıyorum, ya tatile gidiyorum, ya çalı$malı tatil ortamında bulunuyorum. Niye lan?

Güzelleme: "Bir Solağın Dramı"
Bombok bir yazıya sahip olmamın, cezve ve kalemtra$ kullanamamanın, makası da cinayet aleti statüsüne yükseltmenin yanında örgü de öremiyorum. (vah vah!) Halbuse kü ponponlu bere görünce kendinden geçtiğim için "annniæææ!" diye telefona sarılarak kadını gündüz gece 7/24 darlıyorum. Bak meselâ Asos'u görmemeliydim. Mıyk!

Kredi kartı kullanmayan bir bünye olmam son derece isabetli bir durum gibi geliyor bana. Yoksa Etsy'ymi$, Amazon'mu$, Ebay'mi$ imparatortutzkiyanchek'tim. Ama diğer taraftan da deli gibi imrendiğim $eyler olmuyor mu? Oluyor tabiikisiki. =(

Bu ara Refika ve Cookbook Hanım'ın yaptıklarına bakıp bakıp sinir oluyorum. (bkz: iltifat etmeye çalı$mak)
Ben de istiyorum ki "Dil Peyniri ve Fıstık Saklı Köfteler" yapayım, ya da tavuğumu yaldır yaldır at tavaya 2 döndür yapmak yerine kesildiğine değecek $ekilde pi$ireyim, levrekle yarenlik edeyim. Ama yok. O malzemeye o kadar para versem mi, eve geldiğimde hâlim olur mu, zaten geldiğim saat en erken 8, o saatten sonra, ..

Görüldüğü üzere bıdırdamalar x bahaneler + öncelikler.
Aydın havası: Mutlu olabilen insanlar, kendilerine vakit ayırabilenler ve gerektiğinde kendilerini ba$kalarının ya da i$lerinin önüne koyabilenler.

3 Ekim 2012 Çarşamba

dövmenin anlamı ne?

- ne yazıyo orda? meme.. memeni..
- memento mori.
- ne demek o?
- ölümlü olduğunu hatırla. $u anı değerl..
- ya sen deli misin???? ölümü niye hatırlıyosunn?? bak hayat, çiçek, ku$, böcek, negzel, i will survive yeah yeah, bık bıdı vıdı..
- i$te bu yüzden uçurumun kenarı bazen mantıklı bir yer gibi görünüyor.
- he?
- selâmetle.

'97 mayıs -'06 nisan arasında babama her "dövme yaptırcağm beğn!" dediğimde kendisinin repliği hiç deği$medi: "para verme $imdi o kadar. gel ben yapim. ama elimizde tek renk var; mor!"
2006'da Bodrum'da çalı$ırken aldığım çükündürük ilk maa$ı kenara atıp sol omzumu Ruhsel'e teslim ettim. Ve maselülüf hiç kar$ıla$mak istenmediğim bir tesadüf sonucunda da annem sırtımı görüp kocasına böğürdü:
- "Baaaaaaaaaaak! Kızın n'aapmı$?"
Pedro Bey yakla$tı. Ben de sağdan soldan bilimum yönlerden sumsuk, tepik falan beklerken:
- "Hımm masum bir $eymi$ bu ya. Aferin."
- Neyyyy?!!!!

Anam hazmedemedi bu yumu$ak ba$lılığı. 1 yıl sonra sol ayağımdaki bitimsiyi gördükten sonra kafama pırasayla vurdu. (evek, pırasa) Sağ ayağımı da oyun hamuruymu$çasına eğdirip bükmeler bekliyordu.

Memento Mori'yi aslında el bileklerimden birine (solda saat olduğu için sağ taraf?) yaptırmayı planlıyordum. Ama Ruhsel "Senin kafan bu ara iyi değil. Eline koluna yapmam." buyurunca ve 2 hafta gidip gelip tükânı a$ındırdığım hâlde fikri sabitlik edince metazori ayağıma yazdırdım. $imdi orada ne bokuma yarıyor bilmem.

Zamana$ımına güvenip tekrar eski planımı güncelleyip a$ağıya da Kuklacı'yı yaptırsam?

Hmmm..

28 Eylül 2012 Cuma

pff...

Dövme psikolojik sapkınlık belirtisiymi$.
3 kere tövbe edip, kırklanırsam kurtulur muyum günahlarımdan, çarpıklıklarımdan?
Gerçi önümüzdeki ay bir tane daha yaptırmayı planlıyordum?
Oh Lord.

Hayatımız dört dörtlük ve s.kimiz de t.$ağımıza denk olduğu hâlde içki içen de osuruğumuza kibrit çakmak varken doğalgazı kullanan da bedelini ödemeliymi$. Haklısınız ağzı ağız değil de iplikçi karının götü sülalesinden olan sayın bakanım.

Bu ara sürpürüz batırma ve "deadline" tutturamama konusunda üstüme yok.
+ Kargo gençkene çok sevdiğim bir gruptu benim, niye böyle olduk ki?

Ben ne demeye zırvalıyorum?

Bugün niye bitmiyor?

27 Eylül 2012 Perşembe

hayvanları "koruma" kanunu

İnsan hakları ve bu haklara saygıdan bihaber olan iriba$ların hayvan hakları için bir $eyler yapmasını beklemiyoruz bile.
O yüzden;











Post Scriptum: Demagoji ya da ajitasyona sarmadan bam teline dokunabilmek çok önemli.

26 Eylül 2012 Çarşamba

Download Festival 2013

Eğer LiveNation büyük çapta bir sıçı$a imza atmadıysa ve/veya biri ipnelik yapmadıysa $ener $en cinnetine meyillenmeme çeyrek var.
Bu ne lan? Böyle line-up mı olur allahsızlar!
Hem de teaæææ Donington Park'ta lan.
East Midlands'a uçmak lâzım.
Bi de tabii bok gibi para biriktirmem lâzım.
Bi de+bi de o döneme kadar sabır ve tahammül stoklarımı yedekleyip hâlâ burada ya da en azından rahatlıkla hareket edebileceğim bir i$ yerinde olmam lâzım.
Elleh!

legoya bas e$$oolue$$ek!

Smiley Sanırım kargolarla aramızdaki murphy kodu seyrelmeye ba$ladı. Bugün yarın yine kendilerinin kapılarını çalma suretiyle günlerdir standyby'da duran "umarımkihehelendirirbunlar"a çözülün diyebileceğimdir.

Smiley Güncellemelere kılım. Mozilla, windows, blogger, feysbuk, tivitır.. Sürekli bir güncelleme, bir sıfat deği$ikliğine gidiyor ve beni sinir ediyorsunuz. Al i$te $u yazıyı gönderene kadar 17 tane sekme açtım.

Smiley Kucak pozitifi J'anım gibi benim de saçımla ilgili çok ağır sövesim var. Açık görülmemesi tavsiye olunan Kezban'la Rapunzel arası papaz modu. Bakmayı beceremiyorsan niye büyütüyorsun karde$im?! $imdi bi taraftan ekranda da kendimi görüyorum, kedi e$inmi$ de beğenmeyip ittirip gitmi$ gibi.

Smiley Piyano çalan iriyarı erkeklere kar$ı zaafım var.
Müstakbel 3. sözüm sana! Çok rica ediyorum insan suretinde gel. (her neredeysen?) Kırdırma parmaklarını.

18 Eylül 2012 Salı

az homurtulu vızıltı vs. çok sükûnete davet.

Smiley Bu ara (yakla$ık 1 aydır) internetten sipari$ verme + tedarik süreci + kargo $irketleri konusunda çok bedevi zamanlar geçiriyorum. Süprük yapmayı seven biri olarak planlarımın oturma organlarıma kaçması beni dellendirse de, patlakların üstüne gitmemeyi ve illa gelecek bugün gelecek diye diretmemeyi öğrendim.

Smiley Hırvatistan daha doğrusu ağırlıklı olarak Dubrovnik, hem vizesiz Evropa'gillerden olması (ve fekât önümüzdeki sene vizeye geçiyor) hem de eski $ehir dokusu + deniz mahsülleri + diğer ziyaret noktalarına göre kısmen ucuzluğu sebebiyle son 2-3 senedir bilhassa TC vatanda$ları tarafından boku çıkarılan turizm merkezlerinden. Outgoing yaparken, çok içine edilmeyen noktalarıyla ilgili notlar çıkarmı$ ama bir kaç tane ağzına içen, tatava yapmayan arkada$la gitmenin daha keyifli olduğuna kanaat getirdiğim için gezi planımı az biraz ileriye ötelemi$tim.. Ta ki geçen hafta odunla dövülesi, az muhterem çok götveren bir bünyenin kendisi gibi embesil isimli, kar$ılıklı olarak "3 ay oldu! kalpkalp" tivitleri attığı (herkesin ziki bir bana kalkıyor mk!) sevgilisiyle gittiğini öğrenene kadar. Senden de tiksindim Dubrovnik.

Smiley Cumartesi Alegría ba$lıyor ve ben hâlâ bilet almadım. Ondan sonra da diyorum ki: "millet paso gittiği konserlerin / gösterilerin / ... çetelesini tutuyor, ben de ha babam de babam gidemediklerim =( listesini güncelliyorum."
~ hâlâ full time prodüksiyon / sahne sanatları çemberine dâhil olamamayı saymıyorum bile..
-ki buradan da i$ deği$tirme kararıma zıplayabiliriz.. Ama kalsın. Zaten bulutlar osurdum osurcam hâlinde, daha da daralmaya gerek yok.

Smiley Görüldüğü üzere Dü$ünce Gücüyle Tedavi'ye yönelik çalı$malar pek parlak gitmiyor ama yine de homurtulu vızıltıları mümkün mertebe azaltmaya çalı$ıyorum.

12 Eylül 2012 Çarşamba

10 Eylül 2012 Pazartesi

depresyondan çıkma yöntemleri

"Küvete doldurulmuş suyun içine gül esanslı köpükle başlayan ve tırnaklara kırmızı oje sürülmesiyle biten kişisel bakım ritüelleri."
Çıkılıyor mu lan böyle köpükle ojeyle falan?
Benim senelerdir debelenip durmaktan sıtkım sıyrılmı$ken bu beyin fukaraları böyle aktivitelerle zıplayabiliyor mu yani?

Geçenlerde Ms. Koala Kovalayan bir e-kitap gönderdi (bkz: Dü$ünce Gücüyle Tedavi) ama benim daha önce de okumaya yeltendiğim o kitapla ilgili 2 takıntım vardı.

*** Daha hobama$alla 5. sayfa.
Anne babamızın bize gösterdiği davranışları kendimize de gösteriyoruz. Kendimizi aynı şekilde suçluyor ve cezalandırıyoruz. Kendi söylediklerimizi dinlediğimizde, hemen hemen aynı kelimeleri kullandığımızı görebiliriz. Kendimizi sevmeyi ve desteklemeyi de aynı şekilde yapıyoruz, tabii eğer çocukluğumuzda sevilmiş ve desteklenmişsek. “Hiçbir şeyi doğru düzgün yapamıyorsun.” “Hep senin hatan.” Bunları ne sıklıkla kendinize söylüyorsunuz? “Harikasın.” “Seni seviyorum.” Ya bunları ne kadar sık söylüyorsunuz?
Çocukluğunda gerçekten sevilmi$, sevgi gösterilmi$, tek çocuk olmanın nimetlerinden $ımar(tıl)madan faydalanabilmi$ ve tercihleri konusunda da hep arkasında durulmu$ biri olduğum hâlde kendimi destekleme konusunda gördüklerimden, aynı yakla$ımdan feyz alamıyorum. O yüzden kel alâka?

*** Dünyamda her şey iyi ve güzel." / "Varlığımın derinliğinde sınırsız bir sevgi kuyusu var." / Yazarın "Bedeninizi İyileştirin" isimli kitabından en numunelik örnek: AIDS - Olası Neden: Kendini reddetmek, cinsel suçluluk ve yetersizlik duygusu.

Teyzecim kaça taktırdın sen o kelleyi? Bağı$ıklık yetmezliği virüsünün enfeksiyonlara kar$ı direnci yok etmesi ile kendini kabullenmeyi, bütünle$me duygusunu nasıl bağda$tırıyoruz, ne $ekilde i$lerlik kazanıyor?
Ya da insan içinde yuvalanan öfke, kırgınlık, alınganlık gibi duyguları yok ederek kendini sevebilme, kendine yapılanları affedebilme ya da Pollyanna'ya bağlamadan hayatını daha huzurlu ve/veya anlamlı kılabilme gücünü bu kadar kırık, yıpranmı$ hissediyorken ya da kendine bu kadar kızgınken nereden, nasıl bulabilir?

Bunlar her 2 lobtaki kıvrımlar arasına sabitlenmi$ fikirler-di. Ama inat edip artık piyasada bulunmayan kitabın basılısını bir sitede bulup sipari$ ettim ve geldiğinde de çanta boyları el verdiği müddetçe yanımda ta$ıyıp kendimi satır altı görmeye zorlayarak okumaya karar verdim. Hani belki ba$kalarını söylediklerinin altında aradığım buzağıların boynuzları bu sefer de ayağıma takılır da kalın kafama en azından ba$ka bölümlerden itekleyici 1-2 cümle girer. Ha yok bu da i$e yaramazsa; ince etli gül tırnaklarıma oje yakı$madığı, du$akabine köpük dolduramadığım ve gönül gözü olarak adlandırılan $eyin de Cyclops'unkine benzediğini zannettiğim için benden hakikaten anca cacık, hıyar falan.

5 Eylül 2012 Çarşamba

ben i$emedim ki, miki i$edi!

- Niye uçmuyor İnci?
- Elbet bir gün uçar..

Post Scriptum: Her $eye rağmen biz yine iyiyiz patlak deprazyon prensesi, istediğimiz oyuncak alınmadı diye yeri göğü inletmenin anlamsız olduğunu gördük bildik biz Barı$'la.

4 Eylül 2012 Salı

önyargı & çeli$ki.

Yakla$ık 1.5 senedir çalı$tığım etkinlik $irketinin bağlı olduğu ajansta bir kaç $irket daha var ama ağırlık reklamda ve bizde. Çalı$ma ko$ulları ve çalı$ana yönelik yakla$ımlar piyasa ko$ulları dâhilinde alı$ılmı$ seviyede. Which means bombok.
9:30da ba$layıp 19:00'da bitiyor (i$ yığma da yeti$emiyoruz diye değil, ibnelikten),
Cumartesi tam gün çalı$ılıyordu yarıma dü$ürdüler (bu bana görü$melerde söylenmesi unutulan minicik detaylardan biri olunca ve ben tamam amk, gelmiyorum! diye resti çekince yarıma dü$ürüldü. ha gerçi ben o $ekil de gitmiyorum da neyse.)
Sene zammı yok,
Sigorta maa$ tutarının 5te3ü,
Maa$ların tamamı elden alınıyor,
Nerelerinden uydurduklarını bilemediğim "her $irket bünyesinde çalı$an ki$i sayısı 10'u bulmadığı için yıllık izin 14 gün değil ki!" diye bir kuralları varmı$; ben bunu bir kaç hafta önce öğrendim.
+ Reklam ajansı nasıl olmamalı? konusunda sayfalar dolusu yazılabilecek kadar saçmalıklar silsilesi sürüyor üst katta. Hiç sesleri çıkmaz, bir i$i yaptırmak ve hatta doğru yaptıklarından ya da daha da iyisi yaptıklarından emin olabilmek için yanlarında oturman gerekir -çünkü mutlaka kendilerine ittirilen bir ba$ka yan dosya vardır-, çalı$an sirkülasyonu oha be prekazi tadında, daha gider bu.

Her neyse böyle bir güzelleme yapmamın sebebi yeni i$e ba$layan ve genel alanlardan sorumlu ablaya yardım ya da patronun çocuk bakıcısı olduğunu sandığım 18 ya$ındaki türbanlı kızın aslında yazılımcı olarak i$e alındığını öğrenmi$ olmam. Zaten modum bu ara sürekli keçiboynuzu kemirir gibi olduğu için nerdeyiz lan biz, burası neresi böyle? diyerek bir delirme geldi bana. Ama sonra biraz sakinlediğimde dü$üncemin naho$ olduğunu fark ettim; kızı tanımıyorum ya da yaptığı i$i bilmiyorum ki? Belki aslında gerçekten yetkin bir programlayıcıdır? Gerçi sonra yine:
"lan 18 ya$ında ne yetkinliği?"
"bilemezsin ki?"
"örtülü!"
"teknolojiyle örtünmenin ne alâkası var?"
"^&''(^&'!!!)=+/^½$#½"

İç sesler böyle devam etti hâlâ da ediyor.
Ho$lanmadığımız, tasvip etmediğimiz, mantığımızın bağda$madığı durumlar gerçeklerin üstünü mü örtüyor yoksa yapılan tercihler dı$lanmayı zorunlu mu kılıyor?

Ve ben bu kadar darlanmanın arasında bunu niye dü$ünüyorum?

30 Ağustos 2012 Perşembe

30 Ağustos 1980

Bugün dayımın ölüm yıldönümü.
Buruğum ama bu sevdiğim birinin kaybından kaynaklanan bir acı değil. Çünkü maalesef içerde bir çatlakta sızı olmaktan öteye gidemiyor, tanımama izin vermedikleri için.
Geçen haftasonu eve gittiğimde ilk defa gördüğüm 32-33 senelik mahkeme tutanaklarını, olay yeri incelemelerini, otopsi sonuçlarını soğukkanlılıkla okuduğum hâlde annemin 3. gününde yazdığı notu görünce dağıldım ama bu parçalanma onunkinin yanında hiç kaldı.
"abicim seni suçsuz yere 30 ağustos günü vurdular. 1 eylül'de senin soğuk yüzünü öptüm, uğurladım. bugün 2 eylül ve ben senin benim nasıl biri olmamı istediğini bilememenin ezikliğini taşıyorum."

Ne yazık ki ben bağışlayıcılık konusunda sınıfta kalan biri olduğum için 17 yaşında milliyetçilik adı altında saplantılar, paranoyalara kapılarak kendisine sırtı dönük bir adama 5 el ateş eden faşistin bir zamanlar bebek olduğu gerçeğine sığınamıyorum ve sorgulanması gereken o karanlık beni de eziyor.

~ Hangimiz 12 eylül mağduru değiliz ki?

Angel-a

André: Ama bunu söylemek çok zor..
Angela: Neden biliyor musun?
André: Hayır.
Angela: Çünkü sana hiç söyleyen olmadı değil mi? biri nasıl yapılacağını göstermeden kendini sevmek çok zor..
André: Evet..
Angela: Seni seviyorum André! İ$te oldu! Bak sen de sevildin. Artık sevgi vermemen için sebep yok. Hadi!
André: Seni seviyorum Angela... Ya da adın her neyse.
Angela: Haklısın. Adımı kullanmadan yeniden söyle.
André: Seni seviyorum.
Angela: Güzel. $imdi gözlerimin içine bak ve tekrarla.
...
André: Yapamıyorum..
Angela: Elbette yapabilirsin. Vücuduna bak. Sevgisizlikten ve güvensizlikten acı içinde. Senin ilgine ihtiyacı olduğunu görmüyor musun? Bu yaralı vücuda çok görme bunu. Çünkü sana uzun zaman katlandı ve hiç $ikayet etmedi. Ona önemli olduğunu söyle. Buraya ait olduğunu anlat. Hak ettiği $eyi ver.
André: ...
Seni seviyorum, André!
Seni seviyorum.
Angela: Seninle gurur duyuyorum.



5 sene önce seyretmi$tim; bir daha elim gitmedi, gidemedi.
Çünkü André gözlerimin içine baktı, ben gözlerimi kaçırdım.
André ağladı, ben yutkundum.
André artık özgür ama ben repliklerimi unuttum.

14 Ağustos 2012 Salı

hug therapy.





"I'm really upset because I don't have a polar bear so I need a hug from my hug buddy."
says the woman, who is going to turn 29 in a few months.
=)

teoriyi anladım ama uygulama patlak.

Haziran 2011: Kız evli ve huyu güzel kendi güzel munis tatlı kocasını çalı$maya geldiği İstanbul'da bilmem kaç senelik iblis kategorisinin daimi temsilcisi arkada$ıyla aldatıyor. Hem de friends with benefits'gillerden değil; ciddi ciddi a$ık oluyor, klasik niyearamadınetmedinsormadınyapmadın triplerine bağlayarak. Sonra bir gün iyice delirme noktasına gelip adamın ofisini basıp allah ne verdiyse dalıyor. Bir sonraki karede kıza, girmek istediği mekânın kapısında duran adamın arkada$ları siktir çekiyor.(size ne ulan?) Akabinde eve dönü$, ben kocimle çok mutluyum pozları vs.
Ağustos 2012: İblisyan Amerika'da. Kızla ve kocasıyla plajda orada burada $urada takılıyorlar. Fotolar, yorumlar, canımlar, bi$iiler.

"E bunlar 1 sene önce Blanka vs. Chun-Li'ye bağlamadı mı annem?
Veyahut da bizim gördüklerimiz aslında hiç olmadı da tek ayak üstünde senaryo mu yazıyoruz nedir?".. derken kafama elma dü$tü.

Hayır senaryo falan yazmıyoruz.
Sadece ben mal mal gurur yapıyorum; yok öyle dedi, yok bana $unu yaptı, yok ıdı, yok bıdı.
E sen hıh'larsan, her detaya bu kadar anlam yüklersen e tabii millet arkasına bakmadan uzakla$ır.
Bu sadece event management circle insanları için değil; arkada$ çevremdeki hemen herkes için geçerli. Bir iki üç be$ i$te çalı$tığım ki$i için de, ba$ka mecralardan arkada$ım olup da i$ için yolumuzun kesi$tiği ki$iler için de, eski i$ / özel hayat arkada$larım için de.
Kimse aslında ne yaptığını veya onun için yaptıklarını umursamıyor.
Önemli olan: sen o ki$inin i$ine nerede / ne kadar yarıyorsun?
Arkada$lığın ve ili$kilerin özeti bu.

Aferin bana.
Çözebildim nihayet.
de..
Bunu kendimi fazla örselemeden nasıl pratiğe dökerim?

12 Ağustos 2012 Pazar

bu sabahların bir anlamı olmalı.

Sabahın köründe nedensiz yere ağlayarak uyandıktan sonra banyoda yüzümü yıkarken Joy FM'de bunu duyup tekrar muslukları açtım.


Peter Gabriel & Kate Bush - Don't Give U ile trashfan

Gerçi Kate Bush'u çok bi sevsem de, bu $arkıda $u a$ağıdaki Paula Cole versiyonunu tercih ediyorum. Ve az önce deli gibi yağmur yağar ben de kendimden geçerek temizlik yaparken, Mr. Shuffle bu tercihimi hatırlattı, sağ olsun.Smiley

10 Ağustos 2012 Cuma

La Rambla'da rambıldadım gönlümce - vol.6

Her gün it ayağı yemi$ gibi yaldır yaldır gezmekten yorulmadım ama bunları yazıya dökerken kendimden geçtim. Eskiden olsa pıtır pıtır dökülecek cümleleri cımbızla, olmadı forsepsle çekip çıkardığım için 1 aydır debeleniyorum; aha bu da son Barça ipuçları post'u.

(Önümüzdeki ay da 4-5 günlüğüne Roma'ya gidiyorum bir aksilik olmasa; bakalım o kaç haftada bitecek?)

Smiley Supermercat: Bunlar böyle market görünümlü bakkallar. Yani envai çe$it içecek, cips ve ne idüğü belirsiz konserveler bulabiliyorsun ama "ekmek arası bi$ii tıktırayım da onu tıkınayım" mimkin değil. Hemen hemen hepsinde çükületa çe$itlerinin de çok az olmasını esefle kınadım.

Smiley Bacardi Breezer: Karpuzlusuna aç karnına su muamelesi yapıp, 7 Estrella ve 3 Smirnoff Ice Double Black'le halay çektirince üstüne bi pervasızlık, bi "zikerün ulan hırlısını hırsızını" hâli geliyor. Öyle ki gecenin 2'sinde yaldır yaldır bavul çekip "$i$$$t! n'aber cüccük!" diyebiliyorsun elâleme. Neyse ki İspanyollar sıcak kanlı insanlar. Giderayak çoğaltmadılar beni bi kö$ede.

Smiley Tükânlara girerken -bilhassa supermercat'lara- ¡hola! diyin.
Ağzınız eskimez ama ileti$im kurmu$ ve sizi hırlıymı$ gibi süzmelerini engellemi$ olursunuz. Bi sıcaklık olu$uyo yani.

Smiley Tanı$tırayım 10 pass. Toplu ta$ımada en temiz alet edevat bu arkada$. 9,25 €. (Ama duraklar / geçi$ler arasında da 964576945 km yürüyorsun.!) Birden fazla ki$i de kullanabiliyor.

Smiley $imdi Barselona'nın bütün ula$ım haritasını göstersem ko$arak kaçarsın. O yüzden ben en iyisi El Prat'tan ve El Prat'a gece ve gündüz nasıl ula$ırsın onu anlatayım.
Aerobus! Her 2 limandan/limana da (T1 / T2) yolcu alıyor / bırakıyor. Sabahın köründen gece yarısına kadar.
Nitbus! N17 15 kilometrelik gece / sabaha kar$ı saatlerinde Havaalanı - Catalunya - Havaalanı seferini yakla$ık 45 - 50 dakikada ve 2 €'ya gerçekle$tiriyor.

Smiley Harita / kitap al mutlaka yanınıza ama uluorta kullanımlarda (bilhassa La Rambla dolaylarında) tikkatli ol! Ben güre$çi kemeri gibi bir bel çantası alıp telefon, fotiref makinesi, cüzdan ve anahtarı 4 gözüne tıkıverdim. Ha götüm ba$ım o varken de rahat durmadı o ayrı; sürekli gözleri yokladım ama o benim paranoyaklığım.

Smiley Sinkov! Soktuğumun sivrisinekleri burada da çatır çatır çatlattırıyorlar.

Smiley El Prat: "avrupa'nın en çok ziyaret edilen $ehirleri arasındaki en sikimtronik havaalanları" diye bir liste yapılsa bir numaraya ko$acak olan, sabah erken saatteki uçu$lar için yer hizmetleri memurlarının yumurta göte dayanınca tarzını benimseyip bilet / bagaj i$lemlerini gerçekle$tirirken, uçağa alınmayı beklerken, hatta alım esnasında nihayet bi zahmet aksiyona geçtiği, bi kahve içeyim de iki gözümden biri açılsın bari diyerek bi cafe, büfe arayan onlarca yolcuyu da "siestaya gittim gelicem" notuyla kar$ıla$tıran 2 terminali bulunan (THY T1'de inip kalkıyor) çayır çimen geze geze merkezi.

Smiley 3-5 bi$ey spanish'çe öğrenin. En azından fiyat - yol yön sorup anlayacak kadar.
2 sene öncesine kadar sular seller stayla olmasa da konu$abiliyordum ama $imdi anca Tarzan modeli. Yine de $öyle de trajikomik bir durum oldu; Tibidabo'ya gidip homur homur geri dönmek zorunda kalmı$tım ya, i$te otobüste bekliyoruz. Tekerlekli sandalyede oturan bir amcayla yanında da büyük ihtimâlle kızı ve torunu olan 2 ki$i vardı. Kadın kızını adamın kucağına oturtup yolun kar$ı tarafına geçerek bir $ey sormaya karar verdi ancak adamın sandalyesinin frenlerinden brini sıkmayı beceremediği için bir anda otobüse doğru son sürat kayarak gelmeye ba$ladılar. Ben de cam kenarında domuz gibi oturarak etrafı seyrettiğim için can havliyle yerimden fırlayıp "Dios Mio! Ayuda a el padre et l'enfant!" diye bağırdım. Araçtakiler ve $öför yardırıp $iddetli çarpmayı engellediklerinden kendimi bir an Tibidabo'nun tepesinde bulsam da, gramer rezaletiyle fransızca ve ispanyolcayı birbirine soktuğumu fark edip tekrar edebimle koltuğa oturdum. Neyse. Hıh.

Smiley Hem yapmayın! hem de yapın! diyerek ikilemde kaldığım bir mevzu var; kur hesaplama.
Ben mütemadiyen elimi attığım her $eyi 2,30'la çarptım; biradan tut birkenstock'lara, yemekten tut bit pazarındaki güzelim çantalara kadar.. "Lan bi daha nerde gelicem?"ci rahvan stayla takımındaysanız hiç gerek yok ama benim gibi ya $öyle olursa ya böyle olursa diye önden önden tek ayak üstü felaket senaryosu kurguluyorsanız almayı dü$ündüğünüz $eyleri bir kere daha tartın. Gerçi ben tamamen bokunu çıkarıp yemekten kısıp sıvıya sardım ve bu konuyu da bir geyik seansında ailemle payla$mam biraz sikinti oldu. =)

9 Ağustos 2012 Perşembe

La Rambla'da rambıldadım gönlümce - vol.5

Previously on Barcelona..

Tibidabo kelimesinin anlam kayması ya$ayacak kadar çok zikredilmesi ancak yine de tepeye çıkılamaması.. Bit pazarı ziyareti ve tafta ayakkabılar.. Devasa bir mamut hortumuyla ön sevi$me.. Bar kavgasının ortasında kalma $uursuzluğu..


- 3 Temmuz -
Barselona'daki 3 $ahane gerizekâlılığımdan bahsetmi$tim ya vol.2'de i$te bu da ikincisi: dönü$ten önceki gün yarım gün $ehir turu yapmak. Ha bu ne benim elimde olan bir $eydi ne de turla/rehberle ilgili bir problemdi (ki Mar sen ne sevimli bi rehberdin!) ama rotayı bilseydim cumartesi gününü La Rambla yardırmalarında geçirmek yerine Tibida..demiicem.

Sabah 10:00'da Macba'nın önünde bulu$mak üzere sözle$tik. Artık yardıra yardıra haritaya gömülerek gitmek yerine çe$itli kestirmelerden tık diye La Rambla'ya çıkacak kadar çok kaybolduğum için Capon bi kafileye Barceloneta'ya nasıl gideceklerini, Barri Gotic dolaylarını, metro istasyonlarını geni$ geni$ anlattım. Hatta metro hattıyla ilgili görüntülü bilgi vermek için haritayı çıkardığımda:
~ Aren't you Spanish?
- Nope.
~ You live here?
- Nope, i'm just a tourist.. of a lost kind.
~ ಠoಠ O_O



10 çeyrekte dolanmaya ba$ladık. Benim ve Mar'ın dı$ında 4 ki$ilik Avustralyalı bir aile + Aussie annenin Londra ya$ayan Deli Ayten stayla kız karde$i + 3 ki$ilik Perulu olduklarını sandığım ama İranlı çıkan aile. (Peruvian = Persian? Tü Allah Baba kulaklarımı kahretmeye.)
Rota: Raval - La Rambla - Barri Gotic - La Ribera - El Born.
E bize buyursaydınız?
Aslında Mar'dan aldığım bilgilerin dı$ında tamamen -ama tekrarlıyorum "son gün yaptığım için"- gereksiz bir gezi oldu da.. Neyse.

Centre de Cultura Contemporània de Barcelona: Barselona, kontrastların $ehri. Eski ve yeni, modern ve tarihi detaylar hep birbirine geçmiş vaziyette. CCCB de (Hayır kadrajı skip atmadım! Ben orada eski ve yeninin bile$imini $eyetmeye çalı$ıyordum!) teknolojiyi ve deği$ik dilleri kullanarak sergiler, festivaller, konserler, film gösterimleri, kurslar, dersler düzenleyen Barça $ehir konseyi ve belediyesi ortaklığında olu$turulan ve eskiden sığınma evi olarak kullanılan bir merkez. $ahane bir kitaplığı ve cafe'si var.



Las Tres Ranas: Genelde ili$kileri / ki$ileri ya da malı mülkü kıskanan biri değilim. Ne ba$kasının malında gözüm kalır ne de benimkinde bir ba$kasının herhangi bir uzvunun kalmasını isterim. Ama bu evde maselülüf bu kuralı uygulayamadım ve salyalarımın bir kısmını derin bir iç burkulmasıyla orada bıraktım. Herifin evinde Boticelli var amunaki, daha da fazla kelâm paralamaya ne hâcet? Aha fotolar.


La Granja: Sıcak çikolatası pek bi $ahaneymi$. Tabii beni deli hoplatmadığı için o sıcakta Estrella ile yarenlik etmeyi tercih ettim. Ha hesap öderken biraz tikkatli olun; bana 2 öro'luk birayı 8 öro diye kaktırıyorlardı. Ah çok afedersiniz'ler, çok yoğunluk var'lar, kusura bakmayın'lar.. Yer miyim lan!? Ha buradan çıkıp 3-5 adım sonra Katalan ker'ane tatlısı olarak bilinen churros tıkınabileceğiniz bir yer var: Xurreria ama fotirefi yok elimde (çekene kadar hömürf diye gömmeseydim iyiydi) ne de adı. Bir de burası ağustosta kapalı. Alt tarafı bi cafeyle ilgili ne çok yazdım öeh!

La Plata: Geleneksel tapas yemek istiyorsanız ve El Born / La Ribera / Barri Gotic dolaylarındaysanız.

14:00 civarında gezi bitip ekipten ayrıldıktan sonra paelladan santüvüçe, risottodan omlete her bir haltın servis edildiği Xador'da patatas bravas ve chorizo gömüp "hop fırlat üstündekileri geçir bikiniyi vın topuk to Akdeniz Okyanus!"
Tek ta$ak olduğumdan fotiref makinesiymi$, telefonmu$ falan götürmemi$tim plaja ama ortam bildiğin Balıklı Göl gibiydi; m2kareye 147 BM üyesinin dü$tüğü yerde hırsızlık falan olacağı yok yani. Ama yine de temkinli olmakta fayda var. Varsın Kleopatra gibi yayılmalarım, deniz görmemi$ ayı gibi anıra anıra suya ko$malarım kayıt altına alınmamı$ olsun.



Hem güne$ figüran moduna geçmeye ba$ladığı hem de son bir Mercat de la Boqueria - La Rambla - Portal de l'Àngel yapmak için 18:00 gibi plajdan ayrıldım. Jamon sipari$im vardı, $alvar ve espadril alacaktım, bir de La Rambla üstünde saçma sapan bir fotiref çektirmek istiyordum. Onu tart bunu ölç bu çeker mi bu gak guk eder mi derken teææmunaki $u kıza vereyim makineyi:
"Excuse me? Will you take a pic.. hassktir Türk müsün?"
- Eee evet. Merhaba..
"Selâm.. Neyse iyi oldu.. Sanırım.. Çok gerzek bir foto çektirmek üzere iddiaya girdim de.. Sen çeker misin?"



Alınacakları ve yapılacakları bitirdikten sonra e hadi dedim bir paella yiyeyim bari.. Hı hı yedim ben, çogzel oldu suratımın $ekli $emâli o Barceloneta'daki fiyatları görünce!
Maselülüf yemek konusunda cimrilik derecesinde tutumluyum ve sanki her sene gidebilecekmi$im gibi hıh'layarak vazgeçip markete yöneldim. Son 4 gündür göbek bağı edindiğim Estrella Damm, Smirnoff Ice Double Black ve karpuzlu Bacardi Breezer kombinesiyle dı$arı çıktığım an 3. ve son $ahane gerizekâlılığımla tanı$tım. $u geni$ bir hat üzerinden La Rambla'ya ula$tığım ilk sabah var ya, i$te o zaman otobüsler ve elektrik direklerinde bir sirkin afi$ini görmü$tüm: Circo De Los Horrores. Gideyim ben buna diye tırrım tırrım Port Vell üzerinde bilet satılan yeri aradığım hâlde bulduğum tek gi$e sinema biletleri satıyordu ve görevli de İngilizce bilmediği için bilgi veremedi. İ$te marketten çıktığım an Port Vell'in arka tarafındaki sirk alanıyla ve doğal olarak "gi$esiyle" burun buruna geldim. O an elimde olan Bacardi'nin $i$esi de.. buz gibiydi. =(

Uçağım sabah 06:00'da olduğu için 03:30 gibi alanda olmayı ve bunun için de 02:30 gibi Catalunya'dan nitbus'a binmeyi planladım. Her ne kadar o saate kadar gömdüğüm $i$eler sebebiyle üstüme en kalınından fütursuzluk perdesi çekilmi$ olsa da tek ba$ınaysan yapma karde$im, yapma canım evladım, yapma yani.! Sonra El Corte Inglese'den meydana kadar bi tarafına oksiyür kurdu kaçmı$ gibi yardırırsın maazallah..!

Hah bindin mi otobüse? Tamam koy kafanı cama. Merak etme son 5 gündür yaptıkların aklına geldiği için kendi kendine sırıtıyor olmanı kimse yadırgamaz.
İ$te böyle bir yer Barselona.

Hasta luego!!
Algún día..

6 Ağustos 2012 Pazartesi

kaç kere dedik: alma cam kırığıyla taharet, yırttırırsın.

Barça'ların arasına kayıt girmeyeyim diyordum ama benim omuzların üstündeki karamürsel sepetini toparlayıp son 2 taneyi de girene kadar sinkaflarım soğuyor.

Yılmak yorulmak nedir bilmeyen provokatörlerimiz bugün de bir kumbara üstünden hedef gösterdiler.
Bu "$oke olucu" haberimsiye güldüm ama firmanın feysbuk sayfasına yazılanları görünce Le Penseur'e "kay lan kenara" dedim.

S.ke sürülecek kadar aklı olmayanlarla cenk etme, kılıç bir tarafına kaçar.. diyoruz da bitmiyorlar ki amk?

3 Ağustos 2012 Cuma

La Rambla'da rambıldadım gönlümce - vol.4

Previously on Barcelona..

$ehrin 512 metrelik en yüksek tepesi olan Tibidabo'ya ve içindeki lunaparka gitme planım Mikail tarafından hunharca bozulduktan sonra indirim dönemini değerlendirmeye ve akabinde de La Sagrada Familia'ya gitmeye karar verdim. Ama tabii Murphy dallaması hem burada hem de ak$am İspanya-İtalya maçında da pe$imden ayrılmadı.


- 2 Temmuz -
Tibidabo'daki lunapark çar$ambadan pazara kadar çalı$ıyormu$. =(
T2A'yı denk getirirsem en azından Sagrat Cor yapabilir miyim acibe diyerek 9:30 gibi evden çıktım. Orayı turla, burayı yokla, $urayı cücükle derken saat 11:00 oldu ama otbisten iz yok. Hörrrf..

Neyse efenim.
Gittiğim her yerde bi pazar bulmazsam bi tarafım $i$er benim. Eğer pazarı varsa orayı daha çok benimsiyorum, daha bi ait hissediyorum. Ayrıca markette/mağazada kazıklanmaktansa tezgâh elleyip mıncıklayarak ürün seçmek daha keyifli, kalabalığa dalıp kafamdaki sesleri susturmak da daha kolay. (bkz: daha kelimesini cümle içinde kullanmak) Orada da bu kuralı bozmadım ve gidip en bitlisini buldum. "Els Encants Vells - Mercat de Fira de Bellcaire" Aha bu google map bu da foursquare linkleri ama aslında lokasyon vermeye de gerek yok zira L1 (kırmızı hat) Glòries durağında inince çat diye kar$ına çıkıyor. Önce kılık kıyafet kısmını kurcaladım ama bizim Be$ikta$ Pazarı en kötü zamanında buraya 98985 basar.

O yüzden esas bitlerin 1915'ten kalma vazolar, 44 numara tafta dore ayakkabılar, yakası yenmi$ astragan kürklerden üstüme üstüme zıpladıkları tarafa geçtim. İngilizce'nin İ'sini arama burada. İspanyolca bilmiyorsan el i$aretleriyle "¿cuánto cuesta?" / "¿cuánto cuestan?" de ki yine elkoltarzan hâllenmeleriyle cevap versin. Fotiref konusunda da ben kenardan çekmeye çalı$tım ama çok sempatiyle yana$tıkları söylenemez. Yine de nezaketi + cheshire sırıtmasını bırakmamak lâzım: "¿puedo tomar una foto?" 3. karedeki giysi yığmasına yeææællah stayla dalıp 1 öro'ya tırnaklayarak (aynı anda uzandık bi teyzeyle) gömlek kaptım. Sonra daha diplere dalarak Bacasa diye bir tükân bulup kendimi kaybettim. Batman, Superman, Star Wars aksesuarları, CocaCola'nın onbin hıdıbıdısı, pompalı parfüm $i$eleri, metal kutular, renkahenk çantalar bi$iiler.. Çok zor tuttum kendimi çook! Rahat 100-200 euro bırakılabilir.
Els Encants Vells pazartesi - çar$amba - cuma - cumartesi günleri 07:00 - 16:00 arası açık.

Daha fazla kafayı kırmadan kendimi dı$arı atayım. Zira bir mamutla randevum var.!
Oh hello. Burası 135 ya$ındaki Parc de La Ciutadella.
Barselona'da görüp görebileceğiniz tek ye$illik bağ bahçe ağaç na burada.
İçinde bi yerlerde çok ta$aklı bi hayvanat bahçesi de var ama giri$i 10-13 euro civarında. (ne mıhsıçtı bi insan oldum be. öf.)
Yine Gaudí'nin parmağı var tabii.
(Herif kendine $ehir yapmı$ amk. Tramvayın altında kalmasaydı adı Gaudílona falan olurdu herhalde..)
Bir de zooloji müzesi mevcut: Terrassa Castell dels Tres Dragons. Ama ben oraya Khaleesi'nin Kalesi demeyi daha uygun buldum. Bu kadar da popidik ve sığ bi insanım.



Kafayı Tibidabo'yla bozduğum için acaba hani belki son bi kez otobüsü yakalayıp da gün batımı manzararasına yeti$ebilir miyim diyerek Arc de Triomf durağına doğru yardırdım.
(Evek Arc de Triomf. Hayır Arc de Triomphe'un çakması değil. 1888′de düzenlenen ilk Evrensel Sergi'nin giri$ kapısı olarak yapılmı$.)
Bekle allah bekle.. Fnac'in önündeki banklar götümün $eklini aldı ama gelmedi koduğumun T2A'sı. Ruslar komün hâlinde topla$ıp vayırdadılar burnumun dibinde. İnat ettim kalkmadım banktan ama onlar daha katır çıktı. Ben de ak$amki "peki bu sefer nasıl sıçtım?" konulu programım için Paseo de Gracia - Catalunya - Urquinaona - Jaume I (bkz: L4) üzerinden sallana sallana yürüyerek odaya döndüm.
Hayır detay yok. Sadece ipucu:
Alamancı Türkler vs. Katalanlar. = Bardaklar ve taburelerin kanatlanması.

Ben niye hep arada kalıyorum lan? =(

22 Temmuz 2012 Pazar

La Rambla'da rambıldadım gönlümce - vol.3

Previously on Barcelona..

Pin koduna ula$ılmı$, sevindirik olarak taban patlatma eylemine ba$lanmı$tır.
Port Vell - La Rambla - Barri Gotic - Barceloneta - Montjuic - Font Magica - metro hatları arası yardırmasyon.


- 1 Temmuz -
Tibidabo'ya gitmeye karar verdim. Lunaparka girip kaç ya$ında olduğumu unutup teleferinke binerek "seni yeneceğim Barçaaaa!" diye böğürecoink.!

Bu tepeye toplu ta$ıma araçlarını kullanarak 2 $ekil gidebilün.

Sikilaçi: La Rambla'nın Plaça de Catalunya'yla birle$mesine yakın, ba$ında Fnac'in olduğu sokaktaki FGC treniyle -L7- Av. Tibidabo'ya gidin. İnince tramvia blau ya da 196 numaralı otobüse, sonra fünikülere, en son da u$ağa binin. (one way fgc 2 €, return tramvia blau 4.70 €, park biletsiz füniküler bileti 7.5 € -park biletli füniküler bileti 4 €-)
Rahatımsı: 10:15 - 10:30 gibi Plaça de Catalunya'daki Caja Madrid Bank'ın önünden kalkmaya ba$layan otobüse (T2A) binip tıngır mıngır parka kadar gidin. 500 T'ye alı$ık insanlarsanız kuyruğuna basılmı$ gibi anırdıkça anıran, ana-babalarının susturmaya yeltenmediği veletler veya latin fordu koymaz size ama yine de iç sesin sana çok sikko kararlar aldığını söyleyebilir. Otpüs bileti içinden alınıyor (2.80 €) 10 pass basmaya (bu ve bunun gibi tipitiplerle ilgili bilgileri en son yazıda döküyore.) ya da benim gibi $öförle inatla$maya kalkmayın.

Yakla$ık 45 dakikalık bir yolculuktan sonra parka vardık. Ve ben tabii ki Mikail'in sağının solunun belli olmayacağını öngöremeyip arkama kalın bir $ey almadım. Atlet, $ort, $ıpıdık terlikle gidip göğün götünün delindiğine an be an tanık olduğum hâlde yine de havaya kafa tutmama rağmen iç organlarım cup cup etmeye ba$layınca ana avrat söverek yine T2A'ye binmek mecburiyetinde kaldım. Ha tek tesellim yağmurluk - trek bot - e$ofman üçlemesine girmi$ olsaydım bile yağmur o kadar çok ve $iddetliydi ki ne dönmedolap ne de Sagrat Cor'la hasbıhal edemeyecektim.

O kadar üzüldüm ki kendimi alı$veri$e vurdum.
Pırrrt. Yalan.
Kek gibi yanıma kazak nâmına hiç bir $ey almamı$tım. Ve tam da o gün vitrinlere kafam kadar sticker'lar yapı$tırılarak indirim döneminin ba$ladığı müjde(!)lendi. Hakikaten pek mes'ud oldum zira T2A'nın son durağı, Catalunya'nın arka paralelindeki (TC Ba$konsolosluğu aha da burada) Passeig de Gracia. Ve burada da o birbirinden nemrut renklerdeki Inditex grubu yan yana. Haldır haldır yağmur yağarken sergi - müze - kültür sanat damarımı arasam da bulamayacağım için sıradan daldım. Mıhsıçtı ki$iliğim burada da kendini gösterse de hem kendime hem anneme üj-bej parça bi$ii yakaladım.

Ve fekât gün burada bitemez ki? Daha saat 13:00.
Yeææællah yarınki programı deği$tirip Gaudi $antiyesini bugüne alsam?
$ahane.
Passeig de Gracia durağından L2'ye bin. $imdi nerdedir, ne taraftan çıksam da nereye sapsam ki diye dü$ünmene gerek yok; herhangi bir duraktan kafayı çıkarınca na böyle tabbak gibi çıkıyor kar$ına La Sagrada Familia. "Ve fekât o kuyruk da ne?" deme. Homurdanma. Gir sıraya. Gel gör ki o an ve takip eden bir saat, hem elâleme hem de yalnız gittiğim için kendime, bildiğim ve yeni derlediğim bütün sövgüleri gün yüzüne çıkardım. Zira
"17 ayrı ki$i makine verip fotiref çekmemi isteyince nasıl delirdim?" yakında sinemalarda..
Bu fotoğrafçılık (+ pazar günü gitmek zorunda kaldığım için m2'ye 89 kelle dü$üyordu!) mevzusu o kadar can sıkıcıydı ki içinin muhte$emliği falan silindi bende. Görüldüğü üzere ba$kalarının çektiği karelerin linkini veriyorum; o denli hınç doldum kendi makineme de. Sek giri$ 13 €. Rehberdi, asansördü derseniz 16 - 17 €'ya çıkıyor.

$u haralambolar da Sagrada Familia'ya bakarak ya$ıyor. Ha o dallai lamaların bir de böyle enfes binalarda oturan versiyonları var ama ben ziyadesiyle sövüp saydım, merak etmeyiniz. (Tabi bu sövü$ler esnasında Türkçe dublajlı göt olu$ vol.950684590)

Dellenip kendimi dı$arı attıktan sonra pazar rehavetindeki sokakları ar$ınlamak iyi geldi. 2 çanta kapıverdim. Üstüne MissPiggy'nin köfte cinsinden akrabaları-makarna-bira. Acaba Parc Güell'e gidip bigündeikiGaudílile$tirdiklerimizden mi olsam yoksa El Born'da bir pub'a dalıp maç mı seyretsem? Bence İspanya gömer. (Hakikaten de dü$üncem bu yöndeydi ama ben 2-0 biter diye dü$ünmü$tüm.) Maç seyredeyim ben, kazanırlarsa co$arız hem.? Jaume 1'de inip dı$arı çıkana kadar böyle bi ikilemde kaldım lâkin burnumu dı$arı uzatmamla götüm götüm kaçmam bir oldu. La Mikail yine ne ara co$tu? Bi 20 dakika kadar 1 adım çık 2 adım kaç yaptıktan sonra sucuk gibi olmanın kaçınılmaz olduğunu kavrayıp yardırmaya karar verdim. Estrella'larla odaya çıkıp $arıltının hafiflemesini beklerken maç ba$ladı. İlk 2 golü ve çığlık kıyameti kaçırdıktan sonra hass..'layıp Santa Maria'nın oraya indim, Torres'le Mata'nın gollerini yakaladım, hoppaaaaa içelim mediterraneum karde$im, dat dat kornalar, tezahüratlar..
Ve bitti. Gece yarısını geçmeden her $ey, bütün kutlamalar bitti.!
Nasıl lan?
E İspanya yendi ya i$te?
Hani zebbehe kadar dans dans dans, içelim co$alım? ????
Öyle olmuyormu$ efenim. İSPANYA yenmi$; BARÇA değil. Yani yenilen Real Madrid değil de İtalya olduğu için bu kadarı adam olana çok bile'ymi$.

Zaten bahtsız eskimoyu kutupta deve.. =/