burun sızısı etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
burun sızısı etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
17 Ağustos 2015 Pazartesi
14 Şubat 2015 Cumartesi
kırık dökük.
İki intihar notu var, zaman zaman aklıma gelen.
Biri İpek Ertürk'ün yazdığı; "Yavaş yavaş delirdim. Kimse fark etmedi."
Diğeri de Dicle Koğacıoğlu'nun; "Çok acı var dayanamıyorum."
Özellikle de akıl tutulması, iç sıkı$ması, nefes alamama, ne yapacağını, nereye kaçacağını bilememe hallerinde ya da bu durumları tetikleyici ne tepki versen yetersiz kalacak olaylar ya$andığında dönüyorlar kafamda.
Ne yapayım bunları kafamdan silkelemek için?
Adaletten mi konu$ayım?
Sosyolojik tahlillere mi gireyim?
El mi uzatayım?
Anlamaya mı çalı$ayım?
Sırtımı mı döneyim?
Kafamı kuma mı gömeyim?
İnanacak bir $eyler mi arayayım?
Ne yapayım?
Nereden bakarsan bak, karanlık. Neresinden tutarsan tut, ağır.
Biri İpek Ertürk'ün yazdığı; "Yavaş yavaş delirdim. Kimse fark etmedi."
Diğeri de Dicle Koğacıoğlu'nun; "Çok acı var dayanamıyorum."
Özellikle de akıl tutulması, iç sıkı$ması, nefes alamama, ne yapacağını, nereye kaçacağını bilememe hallerinde ya da bu durumları tetikleyici ne tepki versen yetersiz kalacak olaylar ya$andığında dönüyorlar kafamda.
Ne yapayım bunları kafamdan silkelemek için?
Adaletten mi konu$ayım?
Sosyolojik tahlillere mi gireyim?
El mi uzatayım?
Anlamaya mı çalı$ayım?
Sırtımı mı döneyim?
Kafamı kuma mı gömeyim?
İnanacak bir $eyler mi arayayım?
Ne yapayım?
Nereden bakarsan bak, karanlık. Neresinden tutarsan tut, ağır.
21 Ocak 2015 Çarşamba
terazini sikeyim senin adalet gibi!
Bu ülkede adalet kelimesinin çok uzun zamandır esamesi okunmuyor.
Kendisini adında bulunduran partiyle beraber de hepten içi bo$, kendisi de zaten yok bir formatta olduğu için herhangi bir konuda "onunla ilgili" bir beklenti içinde olmak fazlasıyla naif kaçıyor.
Ama i$te yine de bir umut, emsâl te$kil edecek bir durumla kar$ıla$abileceğimizin beklentisi içine giriyoruz; bugün de olduğu gibi.
Ve bugün de olduğu gibi yine yanılıyoruz.
Hadi bizimkisi be$eriyetten diyelim; ya sizin uçsuz bucaksız kötülükle harmanlanmı$ yanılgılarınızın men$ei nedir, neresidir?
Kendisini adında bulunduran partiyle beraber de hepten içi bo$, kendisi de zaten yok bir formatta olduğu için herhangi bir konuda "onunla ilgili" bir beklenti içinde olmak fazlasıyla naif kaçıyor.
Ama i$te yine de bir umut, emsâl te$kil edecek bir durumla kar$ıla$abileceğimizin beklentisi içine giriyoruz; bugün de olduğu gibi.
Ve bugün de olduğu gibi yine yanılıyoruz.
Hadi bizimkisi be$eriyetten diyelim; ya sizin uçsuz bucaksız kötülükle harmanlanmı$ yanılgılarınızın men$ei nedir, neresidir?
12 Ocak 2015 Pazartesi
Je Suis Charlie... Je Suis Ahmed...
"Hassiktiiir.. $imdi vizeler sıçtı."
Nasıl bir meslekî ve be$erî dezenformasyona uğradıysam artık, 7 Ocak Çar$amba günü 13:00 civarı, garabet bir hastanenin koridorunda otururken haberlere gözüm takıldığında ağzımdan çıkan ilk cümle bu oldu. Ya da bilmiyorum, bir karikatür dergisinin basıldığını ve 12 ki$inin öldürüldüğünü aklım almadı herhalde o an. Sivas'ı unuttum, dayımı unuttum, bu toprakların yuttuğu onlarca insan evladını olanca mallığımla unutup beyin tutulması ya$adım herhalde, ne diyeyim.. Sonra hastanede i$im bitti, doğru düzgün internete bağlanabildiğim bir ortama girdim, .. o andan beri de ilk 2 gün sürekli, devamında da her aklıma geldiğinde, mantıklı olarak kurabildiğim tek cümle "nasıl amına koyim, nasıl ya?"
"Nasıl ya?"nın da 2 sebebi var.
Birincisini izah etmeye lüzum yok. $u soldaki masada oturduğunu dü$ün, yeter. O masadaki 6 ki$i $u an hayatta değil. Soldan 3. kurtulanlardan biri, alarmı çalı$tırmayı ba$aran da o. Soldan 4. de uyuyakaldığı için toplantıya geç kalan, Kasım 2011'de derginin bombalanmasına sebebiyet veren kapağı çizen ki$i. Bir de Ahmed Merabet var. Hani $u son anları ve son cümlesinin -"Non, ç'est bon, chef."- yayınlanmasında beis görülmeyen.
Diğer sebep ise; 2 gün - 2 gece boyunca biraderlerin yakalanamamı$ ve üstüne üstlük kendilerine destek veren 2 canım ciğerim çok sevgili din karde$imin de ba$ka saldırılar organize edebilmi$ olması.
Bu koduğumun Evropa ülkelerindeki polis / ordu / jandarma birimlerinin doğru düzgün ve koordineli tepki verebilmeleri için illa ülkelerinde bir ya da birden çok vakayla deneyim mi ya$amaları gerekiyor?
Geldi onlarca teori ve ileriye yönelik senaryolar, gani gani.. Gelmeye de devam ediyor.
- Fransa'nın Filistin'in devlet olarak tanınmasını hükümetten talep etmesine misilleme.
- Hollande'ın 2017 seçimlerinde silinip yok olması.
- İslam'a yönelik nefreti yükseltme ve dinler sava$ına zemin hazırlığı.
- "Avrupa'nın 11 Eylül'ü" tanımlaması. Bu kez de Avrupa ülkelerinde, Müslümanları zora sokacak tedbirler ortaya çıkacak..?
Sek teori olsa yine bir nebze rahat edersin.
Beyinleri ishalli göt kıvamındaki onlarca $eref yoksunu tek hücreli, adamların arkasından oh çekip katillerine rahmet okudu ve okumaya devam ediyorlar ya lan? (Tek hücreli dedim ya, hakikaten tek hücreli bunlar. Çoğalıyorlar sadece, ölmüyorlar da. Kendilerinden kopyalayıp kopyalayıp ta orta dünyaya kadar gidiyorlar.)
"Peygamberimizi şöyle böyle çizmişler!!!11!!! Gebersin itler!"
"Fransa'da ölen yavşaklara rahmet okuyacak değiliz iyi olmuş"
"Fransızların Cezayir'de yaptıkları katliamları unutmayın!!"
"İslam'ın mukaddesatına alçakça saldırma küstahlığı gösterenler cezalarını bulmalıdır"
"Dün Nijerya'da 2000, Irak'ta 83, Yemen'de 38, Suriye'de 26, Afganistan'da 16 kişi Fransa'da 12 kişi ÖLDÜRÜLDÜ. Fakat dünya sadece Fransa'yı konuştu!!!!"
"Dine saldırı, silahlı saldırıdan daha büyük teröristlik!"
"Ülkenin dört bir yanından şehitler geldiğinde göremediklerimiz, dün Taksim'de protesto gösterilerindeydi..!!!!"
Aklı selime davet etsen..? Anlamazlar.
Hakaret etsen..? Bunların varlığı insanlığa hakaretken, hak ettikleri kelime yığınlarını sarf etmek, maalesef sadece ve sadece bo$a kürek çekmek.
Adamlar acıyı bile sidik yarı$ına döndürebiliyorlar ve yaptıklarının ne kadar ahlâksızca olduğunun farkında bile değiller. Farkındalarsa da umurlarında değil.
Sadece toplum olarak değil; global anlamda müthi$ tahammülsüz bünyeler hâline geldik malumunuz.
Kimsenin bir diğerinin fikrine inancına, beğenisine, söylediğine ya da söylemediğine saygısı, desturu kalmadı.
Saygısı kalmamayı da geçtim; vayır vayır fikir özgürlüğü diye yırtınırken diğer taraftan da kendi fındık beynine ters gelen yakla$ımları bilumum sanal, akabinde de sözel ortamlarda yerden yere vurarak, yetmeyip ki$inin temel haklarını tehdit ederek, olmadı hayatına kast ederek kendi fikrini, ideolojisini, hukukunu geçerli kılmaya çalı$an sığır sikleri, enginlere sığmam ta$arım kıvamında gittikçe çoğalıyor.
Ne yapalım, nerelere kaçalım, ne olacak, nereye varacak bunun sonu?
Daha kaç arsızlık, yüzsüzlük, $erefsizlik, ayıp, kayıp, günah, acı sonu gelmeyen din - dindarlık - dini öğeler - peygamber - allah - kitap kümesine dâhil edilerek me$ru kılınacak?
Anasını satayım yedi düvel tiksindi yaka silkti topluca tüm müslüman âleminden, topla$ıp topla$ıp tefe koymalarına da çeyrek var; siz de mağduriyetiniz de yalan dolan hadisleriniz de bir bitemediniz.
Oradan oraya seken saçakları toparlamam çok mümkün değil. O yüzden seyrettiğimde höyküre höyküre ağladığım Sınır Tanımayan Palyaçoları takdim ederek uzakla$ayım.
http://youtu.be/3O4M1nGITzY
Post Scriptum:
1.5 sene sonra yine alev püskürterek geri geldim. Hiç bitmiyor kavgam; ne kendimle ne de dünyayla. Ama normalde bu yazıyı da (hatta daha da katmerli sinkaflı versiyonunu) sözlüğe yazmayı planladığım halde, fikrini beğenmediği herkese orospu çocuğu deme hakkını kendinde gören tek hücreliler yığınına annemin kulaklarını çınlatma fırsatı vermek istemedim. $u an ruh sağlığım bu tür bir gözü dönmü$lüğe sakin yakla$mayı becerecek durumda değil zira.
* Bu Wolinski karikatürü de 4-5 sene önce İstanbul Fransız Kültür Merkezi i$birliğiyle gerçekle$en bir sergiden.
Nasıl bir meslekî ve be$erî dezenformasyona uğradıysam artık, 7 Ocak Çar$amba günü 13:00 civarı, garabet bir hastanenin koridorunda otururken haberlere gözüm takıldığında ağzımdan çıkan ilk cümle bu oldu. Ya da bilmiyorum, bir karikatür dergisinin basıldığını ve 12 ki$inin öldürüldüğünü aklım almadı herhalde o an. Sivas'ı unuttum, dayımı unuttum, bu toprakların yuttuğu onlarca insan evladını olanca mallığımla unutup beyin tutulması ya$adım herhalde, ne diyeyim.. Sonra hastanede i$im bitti, doğru düzgün internete bağlanabildiğim bir ortama girdim, .. o andan beri de ilk 2 gün sürekli, devamında da her aklıma geldiğinde, mantıklı olarak kurabildiğim tek cümle "nasıl amına koyim, nasıl ya?"
"Nasıl ya?"nın da 2 sebebi var.
Birincisini izah etmeye lüzum yok. $u soldaki masada oturduğunu dü$ün, yeter. O masadaki 6 ki$i $u an hayatta değil. Soldan 3. kurtulanlardan biri, alarmı çalı$tırmayı ba$aran da o. Soldan 4. de uyuyakaldığı için toplantıya geç kalan, Kasım 2011'de derginin bombalanmasına sebebiyet veren kapağı çizen ki$i. Bir de Ahmed Merabet var. Hani $u son anları ve son cümlesinin -"Non, ç'est bon, chef."- yayınlanmasında beis görülmeyen.
Diğer sebep ise; 2 gün - 2 gece boyunca biraderlerin yakalanamamı$ ve üstüne üstlük kendilerine destek veren 2 canım ciğerim çok sevgili din karde$imin de ba$ka saldırılar organize edebilmi$ olması.
Bu koduğumun Evropa ülkelerindeki polis / ordu / jandarma birimlerinin doğru düzgün ve koordineli tepki verebilmeleri için illa ülkelerinde bir ya da birden çok vakayla deneyim mi ya$amaları gerekiyor?
Geldi onlarca teori ve ileriye yönelik senaryolar, gani gani.. Gelmeye de devam ediyor.
- Fransa'nın Filistin'in devlet olarak tanınmasını hükümetten talep etmesine misilleme.
- Hollande'ın 2017 seçimlerinde silinip yok olması.
- İslam'a yönelik nefreti yükseltme ve dinler sava$ına zemin hazırlığı.
- "Avrupa'nın 11 Eylül'ü" tanımlaması. Bu kez de Avrupa ülkelerinde, Müslümanları zora sokacak tedbirler ortaya çıkacak..?
Sek teori olsa yine bir nebze rahat edersin.
Beyinleri ishalli göt kıvamındaki onlarca $eref yoksunu tek hücreli, adamların arkasından oh çekip katillerine rahmet okudu ve okumaya devam ediyorlar ya lan? (Tek hücreli dedim ya, hakikaten tek hücreli bunlar. Çoğalıyorlar sadece, ölmüyorlar da. Kendilerinden kopyalayıp kopyalayıp ta orta dünyaya kadar gidiyorlar.)
"Peygamberimizi şöyle böyle çizmişler!!!11!!! Gebersin itler!"
"Fransa'da ölen yavşaklara rahmet okuyacak değiliz iyi olmuş"
"Fransızların Cezayir'de yaptıkları katliamları unutmayın!!"
"İslam'ın mukaddesatına alçakça saldırma küstahlığı gösterenler cezalarını bulmalıdır"
"Dün Nijerya'da 2000, Irak'ta 83, Yemen'de 38, Suriye'de 26, Afganistan'da 16 kişi Fransa'da 12 kişi ÖLDÜRÜLDÜ. Fakat dünya sadece Fransa'yı konuştu!!!!"
"Dine saldırı, silahlı saldırıdan daha büyük teröristlik!"
"Ülkenin dört bir yanından şehitler geldiğinde göremediklerimiz, dün Taksim'de protesto gösterilerindeydi..!!!!"
Aklı selime davet etsen..? Anlamazlar.
Hakaret etsen..? Bunların varlığı insanlığa hakaretken, hak ettikleri kelime yığınlarını sarf etmek, maalesef sadece ve sadece bo$a kürek çekmek.
Adamlar acıyı bile sidik yarı$ına döndürebiliyorlar ve yaptıklarının ne kadar ahlâksızca olduğunun farkında bile değiller. Farkındalarsa da umurlarında değil.
Sadece toplum olarak değil; global anlamda müthi$ tahammülsüz bünyeler hâline geldik malumunuz.
Kimsenin bir diğerinin fikrine inancına, beğenisine, söylediğine ya da söylemediğine saygısı, desturu kalmadı.
Saygısı kalmamayı da geçtim; vayır vayır fikir özgürlüğü diye yırtınırken diğer taraftan da kendi fındık beynine ters gelen yakla$ımları bilumum sanal, akabinde de sözel ortamlarda yerden yere vurarak, yetmeyip ki$inin temel haklarını tehdit ederek, olmadı hayatına kast ederek kendi fikrini, ideolojisini, hukukunu geçerli kılmaya çalı$an sığır sikleri, enginlere sığmam ta$arım kıvamında gittikçe çoğalıyor.
Ne yapalım, nerelere kaçalım, ne olacak, nereye varacak bunun sonu?
Daha kaç arsızlık, yüzsüzlük, $erefsizlik, ayıp, kayıp, günah, acı sonu gelmeyen din - dindarlık - dini öğeler - peygamber - allah - kitap kümesine dâhil edilerek me$ru kılınacak?
Anasını satayım yedi düvel tiksindi yaka silkti topluca tüm müslüman âleminden, topla$ıp topla$ıp tefe koymalarına da çeyrek var; siz de mağduriyetiniz de yalan dolan hadisleriniz de bir bitemediniz.
Oradan oraya seken saçakları toparlamam çok mümkün değil. O yüzden seyrettiğimde höyküre höyküre ağladığım Sınır Tanımayan Palyaçoları takdim ederek uzakla$ayım.
http://youtu.be/3O4M1nGITzY
Post Scriptum:
1.5 sene sonra yine alev püskürterek geri geldim. Hiç bitmiyor kavgam; ne kendimle ne de dünyayla. Ama normalde bu yazıyı da (hatta daha da katmerli sinkaflı versiyonunu) sözlüğe yazmayı planladığım halde, fikrini beğenmediği herkese orospu çocuğu deme hakkını kendinde gören tek hücreliler yığınına annemin kulaklarını çınlatma fırsatı vermek istemedim. $u an ruh sağlığım bu tür bir gözü dönmü$lüğe sakin yakla$mayı becerecek durumda değil zira.
* Bu Wolinski karikatürü de 4-5 sene önce İstanbul Fransız Kültür Merkezi i$birliğiyle gerçekle$en bir sergiden.
29 Mart 2013 Cuma
moymoy vs. 4 kelime.
Ofiste kaldım. Aslında kalmadım ama eve gitmek istemiyorum. Pazartesi günü de Antalya'ya vınlıyorum sktirik bir operasyon için de onu toparlamak bahanesiyle oyalanıyorum. Kongre. Sonrasında Mersin çok kalın girecekti buna emindik ama bugün öğrendim ki senaryo deği$mi$. Tam anlamıyla s.ki tutmak. Bu kadar i$ini bilmeyen ve daly.rak bir emir subayı olursa ba$ında olacağı budur. Pff.. Neyse ki Grooveshark ve 90'lar güzel $eyler. Öyle ki 1990 model bir $arkı beni fırlattı attı 14 - 15 ya$larıma, Bursa'ya. Beni ezip geçen İstanbul, arada O'nunla aynı havayı solumaktan mutlu olduğum $ehir oluverdi birden.
O; kutup ayısı.
Onlarca hata, yanlı$ karar, deği$tirmek istediğim an var hayatımda ama hepsini sağlı sollu geçerek en büyük pi$manlığım kürsüsüne yerle$en. 10 sene boyunca, asla hayatımda elle tutulur bir yeri olmayacağını bile bile a$ık olduğum. Gülen bir fotoğrafını gördüğümde hep sıkı sıkıya kapalı olan perdeleri sonuna kadar açıp, sevmediğim güne$i kucaklamı$ gibi hissettiren. (Hatta $öyle osuruktan bir cümle bile kurdurabilen.) O olmayacağına göre kimse olmasın diyerek bütün xy kromozomları kendimden uzak tuttuğum. Beni 17 ya$ında ilk kez bir gün nihayet yenileceğim, o içimdeki dibi olmayan kuyuyla yüzle$tiren. Hayatımı gözden çıkarmama sebep olan. Çok sevdiğim piyanoyla arama duvara ördüren. Dünya üzerinde geçirdiğim çeyrek yüzyılda ultra kazulet ve kütük bir insan yavrusu olarak ağzımdan o güne kadar ne ana baba ne dost ba$ka hiç kimse için çıkmamı$ bir cümleyi ortodontik kafeste daha fazla tutamadığım bir itiraf anında $a$kınlığın dibine vurup "Benden nefret ettiğini dü$ünüyordum halbuki.." dediği an içimi kurutan. Bir daha kimse için bir $ey hissedemememe sebep olan. Deli gibi a$ık olduğumu zannettiğimde aslında a$kın ne demek olduğunu bile bilmediğimi, sevmeyi bile beceremediğimi gösteren.
Yıllar sonra aynı isim ama bu sefer boz ayı. Bir ba$ka gülünce gözlerinin içi gülen. Gördüğümde ya da msn'den dürttüğünde "Bak! Ben de $imdilik sadece seksüel içerikli de olsa bir $eyler hissedebiliyorum!"un ni$anesi olan mide oynamalarının, sonrasında artık sadece nefesimi kesip, burnumun sızlamasına yol açan. Nefretin, bazen direnç ve tepkimede kalabilmeme yardımcı bir araç olsa da kendisi için söyleyemediğim sözlerin toplamına ve dı$arı çıkma fırsatı bulamadıkları için zamanla $ekil deği$tirip elle tutulur, gözle görülür hâle gelen bir $ey olması. Jehan Barbur'e de, telaffuzuna da, $arkılarına da katlanamadığım hâlde sırf ha$metmeap seviyor diye izlemeye ba$ladığım Behzat Ç.'nin 2. sezon son bölümünde duyunca sandalyeden dü$erek ağladığım $arkı; ağzımdan çıkmasına yine izin verilmeyen 2 kelimeyi barındıran..
4 kelime.
Zuhurat: Gerçekle$eceği dü$ünülmeyen, hesapta olmayan, umulmadık, olağan dı$ı olgular.
Tesadüf: Yalnız ihtimallere bağlı olduğu dü$ünülen olayların kesin olmayan, deği$ebilen sebebi.
Tevafuk: Birbirine uyma, uygun gelme.
Tenakuz: Çeli$me, çeli$ki.
serkan = kan-ser. kangren. çürük.
men pesend kartiy hon.
O; kutup ayısı.
Onlarca hata, yanlı$ karar, deği$tirmek istediğim an var hayatımda ama hepsini sağlı sollu geçerek en büyük pi$manlığım kürsüsüne yerle$en. 10 sene boyunca, asla hayatımda elle tutulur bir yeri olmayacağını bile bile a$ık olduğum. Gülen bir fotoğrafını gördüğümde hep sıkı sıkıya kapalı olan perdeleri sonuna kadar açıp, sevmediğim güne$i kucaklamı$ gibi hissettiren. (Hatta $öyle osuruktan bir cümle bile kurdurabilen.) O olmayacağına göre kimse olmasın diyerek bütün xy kromozomları kendimden uzak tuttuğum. Beni 17 ya$ında ilk kez bir gün nihayet yenileceğim, o içimdeki dibi olmayan kuyuyla yüzle$tiren. Hayatımı gözden çıkarmama sebep olan. Çok sevdiğim piyanoyla arama duvara ördüren. Dünya üzerinde geçirdiğim çeyrek yüzyılda ultra kazulet ve kütük bir insan yavrusu olarak ağzımdan o güne kadar ne ana baba ne dost ba$ka hiç kimse için çıkmamı$ bir cümleyi ortodontik kafeste daha fazla tutamadığım bir itiraf anında $a$kınlığın dibine vurup "Benden nefret ettiğini dü$ünüyordum halbuki.." dediği an içimi kurutan. Bir daha kimse için bir $ey hissedemememe sebep olan. Deli gibi a$ık olduğumu zannettiğimde aslında a$kın ne demek olduğunu bile bilmediğimi, sevmeyi bile beceremediğimi gösteren.
Yıllar sonra aynı isim ama bu sefer boz ayı. Bir ba$ka gülünce gözlerinin içi gülen. Gördüğümde ya da msn'den dürttüğünde "Bak! Ben de $imdilik sadece seksüel içerikli de olsa bir $eyler hissedebiliyorum!"un ni$anesi olan mide oynamalarının, sonrasında artık sadece nefesimi kesip, burnumun sızlamasına yol açan. Nefretin, bazen direnç ve tepkimede kalabilmeme yardımcı bir araç olsa da kendisi için söyleyemediğim sözlerin toplamına ve dı$arı çıkma fırsatı bulamadıkları için zamanla $ekil deği$tirip elle tutulur, gözle görülür hâle gelen bir $ey olması. Jehan Barbur'e de, telaffuzuna da, $arkılarına da katlanamadığım hâlde sırf ha$metmeap seviyor diye izlemeye ba$ladığım Behzat Ç.'nin 2. sezon son bölümünde duyunca sandalyeden dü$erek ağladığım $arkı; ağzımdan çıkmasına yine izin verilmeyen 2 kelimeyi barındıran..
4 kelime.
Zuhurat: Gerçekle$eceği dü$ünülmeyen, hesapta olmayan, umulmadık, olağan dı$ı olgular.
Tesadüf: Yalnız ihtimallere bağlı olduğu dü$ünülen olayların kesin olmayan, deği$ebilen sebebi.
Tevafuk: Birbirine uyma, uygun gelme.
Tenakuz: Çeli$me, çeli$ki.
serkan = kan-ser. kangren. çürük.
men pesend kartiy hon.
27 Kasım 2012 Salı
$imdi bütün anmalar bir susmanın içinde vol.2
22 Kasım 2012 - Per$embe / San Giovanni
Sabahtan S.m.a'dan alınacak ve iade edileceklerle ilgili alı$veri$i tamamlarken evi aradım. Annem "dur babana da sorayım" diyince bir afallama.. Babam? Ne alâka bu saatte evde?
- Hayırdır anne?
- Rahatsız biraz yaa.. Kırgınlık var vücudunda, o yüzden dinleniyor evde.
Peki yer miyim ben bunu?
Öğleden sonra Fiumicino'ya gitmek için Termini'den otobüse bindim, tekrar aradım evi. Annemin çok uzun zamandır görü$mediği bir arkada$ı bizde..? Kesin bir pislik var! Benden bir $ey saklıyorlar! Bi miktar sıvamalı bir mesaj gönderdim anneme, o da "doktora gittiaaaüüæææ" mealinde çemkirmeli döndü. Uçağa binmeden evvel babam aradı:
- Yok bir $ey merak etme.
- İyi! Ama olunca haber verin! Söylemiyorsunuz ama ben bir $ekilde öğreniyorum, o zaman daha mı iyi oluyo bla bleu bla bli blaaa?!!!!
23 Kasım 2012 - Cuma 11:00 / İstanbul
Babam yine aradı:
- Ben $imdi hastaneye yatıyorum ama endi$elenme sakın, sadece bir kaç gün burada kalmam gerekiyor tamam mı?
Endi$e mi?
Kim?
Ben?
Gece bastım gittim. Marttan beri idrar yolları enfeksiyonu var; prostatla da ilintili bu durum ancak prostatın alınması için iltihabın kurutulması gerekiyor ve o zamandan beri kullanılan ilaç sadece geçici bir çözüm olduğundan daha az ama sık dozlu serumlama seansları için Acıbadem'e yatmı$. İlk gece normal geçmi$.
24 Kasım 2012 - Cumartesi / Bursa
Sabahın köründe kapıya dikilince anneme bi sırıtma geldi. Geldiğimi haber vermedi, odaya süprüz mahiyetinde girdim. Rahatı yerinde ama cam açılmıyor, odada da radyo / televizyon ses yapacak erhangi bir $ey istemiyor. Ona değil de bana seyirme gelebilir biraz oradan buradan.. Gündüzü geçirdik, ak$am banyo ve bir kaç saat uyku için eve döndük annemle. 20 dakika sonra telefon:
- Ben iyi değilim.
Evle hastane arası 10 dakika, takside anneme çaktırmadan mütemadiyen birilerine, bir yerlere ?? yalvarmam kaç bin dakika belli değil. 13 sene önce enfarktüs, üstüne de bir kaç spazm geçirdi çünkü. Neyse, ritim bozukluğu olmu$ ekg çekildi, rahatladı(k). Pazarı da öyle böyle yedik derken ak$ama doğru sol kolda enseye vuran ağrı.. Yine hop oturup hop kalkma ama kataterin kolda yarattığı sıkıntı olduğu söylendi; gerginlik ve endi$eyle birle$ince böyle güzellikler oluyormu$. O gece deniz otobüsüne bindiğimde mesaj attı babam; kandaki enfeksiyon değeri dü$mü$, ürolog ve enfeksiyon uzmanı konsültasyonda bulunup bakacaklarmı$ duruma.
26 Kasım 2012 - Pazartesi / İstanbul
Bakmı$lar sonuçlara; kalp ekg ve kan testleri temiz çıkmı$ ve enfeksiyon oranı da 21den 6ya dü$mü$. Bu sebepten az biraz daha devam. Sonrası için önümüzdeki maçlar vs.
2-3 gündür kafamın bir tarafında çok kesif bir sessizlik var ama diğer tarafında kendime yaptıklarım, otun bokun arkasından paralanıp da en temel $eyleri ihmâl edi$lerim, kaçan trenler hepsi hepsi ardı ardına dönüyor. Bir $eyleri kaybetmeye yakınken duyulan dank sesi sanırım bu. Bir daha bunu da duyamayabilir ve bok gibi ortada kalırsın diyor bana.
Sabahtan S.m.a'dan alınacak ve iade edileceklerle ilgili alı$veri$i tamamlarken evi aradım. Annem "dur babana da sorayım" diyince bir afallama.. Babam? Ne alâka bu saatte evde?
- Hayırdır anne?
- Rahatsız biraz yaa.. Kırgınlık var vücudunda, o yüzden dinleniyor evde.
Peki yer miyim ben bunu?
Öğleden sonra Fiumicino'ya gitmek için Termini'den otobüse bindim, tekrar aradım evi. Annemin çok uzun zamandır görü$mediği bir arkada$ı bizde..? Kesin bir pislik var! Benden bir $ey saklıyorlar! Bi miktar sıvamalı bir mesaj gönderdim anneme, o da "doktora gittiaaaüüæææ" mealinde çemkirmeli döndü. Uçağa binmeden evvel babam aradı:
- Yok bir $ey merak etme.
- İyi! Ama olunca haber verin! Söylemiyorsunuz ama ben bir $ekilde öğreniyorum, o zaman daha mı iyi oluyo bla bleu bla bli blaaa?!!!!
23 Kasım 2012 - Cuma 11:00 / İstanbul
Babam yine aradı:
- Ben $imdi hastaneye yatıyorum ama endi$elenme sakın, sadece bir kaç gün burada kalmam gerekiyor tamam mı?
Endi$e mi?
Kim?
Ben?
Gece bastım gittim. Marttan beri idrar yolları enfeksiyonu var; prostatla da ilintili bu durum ancak prostatın alınması için iltihabın kurutulması gerekiyor ve o zamandan beri kullanılan ilaç sadece geçici bir çözüm olduğundan daha az ama sık dozlu serumlama seansları için Acıbadem'e yatmı$. İlk gece normal geçmi$.
24 Kasım 2012 - Cumartesi / Bursa
Sabahın köründe kapıya dikilince anneme bi sırıtma geldi. Geldiğimi haber vermedi, odaya süprüz mahiyetinde girdim. Rahatı yerinde ama cam açılmıyor, odada da radyo / televizyon ses yapacak erhangi bir $ey istemiyor. Ona değil de bana seyirme gelebilir biraz oradan buradan.. Gündüzü geçirdik, ak$am banyo ve bir kaç saat uyku için eve döndük annemle. 20 dakika sonra telefon:
- Ben iyi değilim.
Evle hastane arası 10 dakika, takside anneme çaktırmadan mütemadiyen birilerine, bir yerlere ?? yalvarmam kaç bin dakika belli değil. 13 sene önce enfarktüs, üstüne de bir kaç spazm geçirdi çünkü. Neyse, ritim bozukluğu olmu$ ekg çekildi, rahatladı(k). Pazarı da öyle böyle yedik derken ak$ama doğru sol kolda enseye vuran ağrı.. Yine hop oturup hop kalkma ama kataterin kolda yarattığı sıkıntı olduğu söylendi; gerginlik ve endi$eyle birle$ince böyle güzellikler oluyormu$. O gece deniz otobüsüne bindiğimde mesaj attı babam; kandaki enfeksiyon değeri dü$mü$, ürolog ve enfeksiyon uzmanı konsültasyonda bulunup bakacaklarmı$ duruma.
26 Kasım 2012 - Pazartesi / İstanbul
Bakmı$lar sonuçlara; kalp ekg ve kan testleri temiz çıkmı$ ve enfeksiyon oranı da 21den 6ya dü$mü$. Bu sebepten az biraz daha devam. Sonrası için önümüzdeki maçlar vs.
2-3 gündür kafamın bir tarafında çok kesif bir sessizlik var ama diğer tarafında kendime yaptıklarım, otun bokun arkasından paralanıp da en temel $eyleri ihmâl edi$lerim, kaçan trenler hepsi hepsi ardı ardına dönüyor. Bir $eyleri kaybetmeye yakınken duyulan dank sesi sanırım bu. Bir daha bunu da duyamayabilir ve bok gibi ortada kalırsın diyor bana.
24 Kasım 2012 Cumartesi
$imdi bütün anmalar bir susmanın içinde vol.1
22 Ekim 2012 - Pazartesi
Bir kaç ay önce Cihangir'de eski Bayku$, sonra Jazzy'nin yerine bir meyhane açıldı; Aliye. Some kind of sığır people'ın uğrak yeri olduğu ve i$letmecilerinden birine ultra kıl olduğum için sallamadığım bu mekâna pazartesi tenhalığında çöküverdik. Eskilerden göz a$inalığımın olduğu bir diğer i$letmeci Levent'in de doğum günüymü$ o ak$am; ufaktan demleniyordu 2-3 arkada$ıyla, rahatsız etmemek için sonra uğrarsın diyip kendi masamıza kuruluverdik. Bir kaç saat sonra tüy gibi süzülüverdi o çok güzel güzel gülen adam ve dereden tepeden oradan buradan derken maselülüf ortaklıktan ayrıldığını, nedenini, bundan sonra ne yapmak istediğini, oğlunu, çentikli a$klarını, Barceloneta'da bar açsak ne kadar güzel olacağını konu$tuk saatlerce. Papaz gibi kabaran saçımı kontrol altında tutmak için yana alıp el çabukluğuyla örmem. Bakı$lar.
16 Kasım 2012 - Cuma sabaha kar$ı
O rüyayı gerçekten gördüm mü ben? Some kind of sığırların tamamı, bir kaç arkada$ım, Levent, hatta sanırım bir de arka masalardan birinde Koray.. Niyeyse birden hadi bir türkü söyleyelim diyorlar ve ben Keklik İdim Vurdular'a giriyorum. Masa bön bön bakıyor, kimileri de kırık dökük e$lik etmeye çalı$ırken Levent gülüyor çarpık çarpık, "gözleri fettan güzel!!" diyerek..
16 Kasım 2012 - Cuma 17:30
Doğan'ın retweet'ini gördüğüm an içimden kopan ah. En keskin sebebi de Cengiz Semercioğlu'nun 3 gün sonra olay yerini olanca hödüklüğüyle klavyeye döktüğü yazısındaki noktayı önceden sezmem sanırım.
“Saat 3’e kadar bizim oradaydı, yalnız başınaydı, bir-iki kadeh bir şey içtikten sonra kalktı”
Reasürans Pasajı ve Barceloneta'daki barlar açılamadı ama bence o zaten yukarda bir yerlerde alacak-verecek hesaplarını tamamladı ve $öyle janjanlı bir mekân için yer arayı$ında. Biz de buradaki i$imiz bitince yanına gidip 2-3 kadeh yuvarlayacağız.
Bir kaç ay önce Cihangir'de eski Bayku$, sonra Jazzy'nin yerine bir meyhane açıldı; Aliye. Some kind of sığır people'ın uğrak yeri olduğu ve i$letmecilerinden birine ultra kıl olduğum için sallamadığım bu mekâna pazartesi tenhalığında çöküverdik. Eskilerden göz a$inalığımın olduğu bir diğer i$letmeci Levent'in de doğum günüymü$ o ak$am; ufaktan demleniyordu 2-3 arkada$ıyla, rahatsız etmemek için sonra uğrarsın diyip kendi masamıza kuruluverdik. Bir kaç saat sonra tüy gibi süzülüverdi o çok güzel güzel gülen adam ve dereden tepeden oradan buradan derken maselülüf ortaklıktan ayrıldığını, nedenini, bundan sonra ne yapmak istediğini, oğlunu, çentikli a$klarını, Barceloneta'da bar açsak ne kadar güzel olacağını konu$tuk saatlerce. Papaz gibi kabaran saçımı kontrol altında tutmak için yana alıp el çabukluğuyla örmem. Bakı$lar.
16 Kasım 2012 - Cuma sabaha kar$ı
O rüyayı gerçekten gördüm mü ben? Some kind of sığırların tamamı, bir kaç arkada$ım, Levent, hatta sanırım bir de arka masalardan birinde Koray.. Niyeyse birden hadi bir türkü söyleyelim diyorlar ve ben Keklik İdim Vurdular'a giriyorum. Masa bön bön bakıyor, kimileri de kırık dökük e$lik etmeye çalı$ırken Levent gülüyor çarpık çarpık, "gözleri fettan güzel!!" diyerek..
16 Kasım 2012 - Cuma 17:30
Doğan'ın retweet'ini gördüğüm an içimden kopan ah. En keskin sebebi de Cengiz Semercioğlu'nun 3 gün sonra olay yerini olanca hödüklüğüyle klavyeye döktüğü yazısındaki noktayı önceden sezmem sanırım.
“Saat 3’e kadar bizim oradaydı, yalnız başınaydı, bir-iki kadeh bir şey içtikten sonra kalktı”
Reasürans Pasajı ve Barceloneta'daki barlar açılamadı ama bence o zaten yukarda bir yerlerde alacak-verecek hesaplarını tamamladı ve $öyle janjanlı bir mekân için yer arayı$ında. Biz de buradaki i$imiz bitince yanına gidip 2-3 kadeh yuvarlayacağız.
16 Ekim 2012 Salı
intihar = teknik arıza?
"..Ak$am 17:35 sıralarında 40 - 45 ya$larında bir kadın Taksim metro durağında raylara atlayarak intihar etti. Metronun istasyona girmesine 10 - 15 saniye kala atladığı için kurtarılmasının mümkün olmadığı belirtildi.."
Olaydan haberim yoktu, 19:00 gibi Levent'ten Taksim'e gitmek için a$ağıya indiğimde bir kaç ki$i metronun Osmanbey'e kadar gideceğini söylüyordu. Nedenini bilmeden araca bindikten sonra Osmanbey'e varana kadar defalarca duyduğum ve bir kaç saattir sürekli kafamda dönen anons sanırım uzun bir süre kulaklarımdan silinmeyecek.
Olaydan haberim yoktu, 19:00 gibi Levent'ten Taksim'e gitmek için a$ağıya indiğimde bir kaç ki$i metronun Osmanbey'e kadar gideceğini söylüyordu. Nedenini bilmeden araca bindikten sonra Osmanbey'e varana kadar defalarca duyduğum ve bir kaç saattir sürekli kafamda dönen anons sanırım uzun bir süre kulaklarımdan silinmeyecek.
"Teknik bir arızadan dolayı metro seferlerimiz gecikmeli olarak yapılacaktır."Bir insanın hayatını sonlandırma kararının teknik bir arıza olarak nitelendirilmesi?
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)






