Oh beybili boylar gün geçmiyor ki atraksiyon eksikliği çekeyim, böyle bi heyecan istiyorum laan diye anırayım.. (bu cümle bi skim sokum bi$ii oldu da hadi bakalım.)
Sabah evden çıkarken bunca yıllık doğalgaz kullanıcısıyım böyle bir sızıntı almadı burnum diyesim tuttu. Amanaskieee, gazı kapa, camı aç, 187'ye kayıt bırak, gelecek adamlar için etrafı topla, bir uçtan bir uca uç, o camı da aç,.. derken ekip geldi. Oraya bak, burayı mıncıkla, $u boruyu tut, herkesin tuttuğu kendine derken varılan sonuç: havanın bozulması sebebiyle gider tıkanıklığı.
Lan?
Wtf?
Ben bilmiyor muyum yağmur yağmadan önce ortaya çıkan lahanabrokolifasulyeyi bir arada yiyen götün saldığına denk olan kokuyu? Değilmi$ efem, gaz kaçağı. Ulan buradan çıkıp da o daireyi yerinde bulamazsam var ya!!
O değil de, Depeche Mode geliyo lan. 17 Mayıs'ta ve yine mına koduumun Küçük Çiftlik'ine. Benim söylenmem mekânı sevmediğimden. Yoksa hem merkezi olan hem de 15 - 17 bin kapasiteli ve alkol satı$ının da yapılabileceği maselülüf tek yer olduğunu her seferinde ben izah etmekten sıkıldım, allah baba Purple'a sabır versin.
seviyorum merkez etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
seviyorum merkez etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
23 Ekim 2012 Salı
15 Ekim 2012 Pazartesi
tişikkirlir sipirmin!!
Geçen pazar yıllardır kavu$mak için beklediğim Alegria'ya ko$tum, ayaklarımı popoma vurdura vurdura. 
Kendisi adıyla müsemma (bkz: co$ku, sevinç) olduğu hâlde bizim seyircimiz genelde sek öküz kabilesinden geldiği için yine büyük bir kitle don yağı gibi oturmayı tercih etti. Kar$ında dünyanın en muhte$em, en keyifli, en tığ gibi i$lenen gösterilerinden biri var ve sen en fazla devenin nalbanda baktığı gibi bakıyorsun ya da sahneye çıkıp bir parçası olmayı reddediyorsun öyle mi? Senin de o verdiğin paranın da ta .mına koyayım çok afedersin. Hani bir ki$i daha reddetseydi ya da ekibin katılımlarına kafalarını çevirerek kar$ılık verseydi, g.t kadar maa$ımla doğru orantılı olan yerimden (bkz: balkon arka sıra) atlayıp palyaçolardan birinin ayakkabısıyla ağzına ağzına vuracaktım.. Ne skime var olduğunu bilmediğim Leyla'yla Mecnun'u anıra anıra gülerek seyredersin ama yaratıcılık ve ekip ruhu kelimelerinin vücut bulduğu adamlar var kar$ında; onlara saygı göstermekten acizsin. Gerçi bu hırtlambolar ordusu Saltimbanco için de sikim sokum lâflar etmekten geri kalmadıkları için bunları Medrano ya da gezici tırtinyo sirkler falan anca paklar.
Amaan neyse efenim, siniri keselim. Ekip, daha önce anca ekran kar$ısında seyredebildiğim performanslarına göre daha az ki$iden olu$uyordu. (Gerçi odunlara çok bile!)
Bi soru: Sahnedeki hayvanî kubbeyi cami mimarisine benzeten tek hıyar ben miyim?
Senkronize trapez ikilisi, trambolin cambazları (dekorun ne zaman ve ne $ekilde deği$tiğini takip etmekte zorlandım mk), palyaço & osurtuk zebrası, alevli bıçak dansı, hulahopçu apla, kardan adama bağlayan palyaço, nereden geldiğini anlayamayıp gafil aflandığım (laaaaan!) uçan adam, omuz üstü denge barlarda senkronize akrobasi (anneni!), Moğol slytherin, sabit ve hareketli barlar..
Bölümler arasında favorilerim diye bir ayrım yapamam ama sanırım Power Track'i ve o esnada çalan Irna'yı biraz daha ayrı tutup böyle böğrüme böğrüme basıyorum diyebilirim.
Ve fekât öndeki esnek barın üstünde zıplayıp körlemesine arka bara konan akrobata hassiktir be! diye bağırarak takdirimi kuvvetli bir $ekilde dile getirmi$ olabilirim.
Ha bir de yerden 12 metre yükseklikte "elimden ne uçan kurtulur ne kaçan" cinsinden gösterileriyle dil ucumu kemirmeme sebebiyet veren Aerial High Bar te$kilâtının 1 dakikadan daha kısa sürede kurulmu$ olması beni benden alıp $öyle bir tepeye çıkarıp yarım gün hatta bazen bir tam günde bile kurulamayan sahnelere, dekorlara doğru fırlattı!
Neyse ki Alegria son koreografi de en ba$tan hüngür fo$urt gitmedim. Ama dediğim gibi kendilerini seyretmeyi o kadar uzun süredir bekliyorum ki High Bar'giller bitip ilk notalar duyulmaya ba$ladığında hortummuslukfokurtu stayla.
Pazartesi ak$amı da bir arkada$ımın albüm tanıtımı vardı Hayal'de. "Yarın öbür gün ben bir gala, tanıtım gecesi, kısaca paralı etkinlik düzenleyip de çağırsam para verip gelir mi bilmem.. sanmam" kategorisinde yer alan biri olmakla birlikte alacaklar verecekler kar$ılıklı. Yani "lansman çok da fifi, önemli olan network azizim." Tabii bir ölçüde aldık o network çalı$malarını kucağımıza; diğer taraftan da çok uzun zamandır bu kadar gülmemi$tim. 8 ay önce de hayretlerimi $a$ırtan durumlar olmu$tu, dün yine aynı sığırla saçma diyaloglar
(Etkinlik ve eğlence sektörünün $ahane kısımlarına bilahare değinirim.)
Diğer taraftan 3.5seneliksevgili6aylıkni$anlılarının kendisini kariyer basamağı olarak görüp üstüne basarken boynuz takmakta da sakınca görmediği ve bu tarz bi karıdan ayrıldıktan zembereğinden bo$anmı$ gibi kendini oradan oraya vurmamak için ne yapacağını bilemeyen düzgün adamlar da var bizde. O yüzdın ben yine yediğim "sadece kazık ayol!"lara $ükredeyim.

Kendisi adıyla müsemma (bkz: co$ku, sevinç) olduğu hâlde bizim seyircimiz genelde sek öküz kabilesinden geldiği için yine büyük bir kitle don yağı gibi oturmayı tercih etti. Kar$ında dünyanın en muhte$em, en keyifli, en tığ gibi i$lenen gösterilerinden biri var ve sen en fazla devenin nalbanda baktığı gibi bakıyorsun ya da sahneye çıkıp bir parçası olmayı reddediyorsun öyle mi? Senin de o verdiğin paranın da ta .mına koyayım çok afedersin. Hani bir ki$i daha reddetseydi ya da ekibin katılımlarına kafalarını çevirerek kar$ılık verseydi, g.t kadar maa$ımla doğru orantılı olan yerimden (bkz: balkon arka sıra) atlayıp palyaçolardan birinin ayakkabısıyla ağzına ağzına vuracaktım.. Ne skime var olduğunu bilmediğim Leyla'yla Mecnun'u anıra anıra gülerek seyredersin ama yaratıcılık ve ekip ruhu kelimelerinin vücut bulduğu adamlar var kar$ında; onlara saygı göstermekten acizsin. Gerçi bu hırtlambolar ordusu Saltimbanco için de sikim sokum lâflar etmekten geri kalmadıkları için bunları Medrano ya da gezici tırtinyo sirkler falan anca paklar.
Amaan neyse efenim, siniri keselim. Ekip, daha önce anca ekran kar$ısında seyredebildiğim performanslarına göre daha az ki$iden olu$uyordu. (Gerçi odunlara çok bile!)
Bi soru: Sahnedeki hayvanî kubbeyi cami mimarisine benzeten tek hıyar ben miyim?
Senkronize trapez ikilisi, trambolin cambazları (dekorun ne zaman ve ne $ekilde deği$tiğini takip etmekte zorlandım mk), palyaço & osurtuk zebrası, alevli bıçak dansı, hulahopçu apla, kardan adama bağlayan palyaço, nereden geldiğini anlayamayıp gafil aflandığım (laaaaan!) uçan adam, omuz üstü denge barlarda senkronize akrobasi (anneni!), Moğol slytherin, sabit ve hareketli barlar..
Bölümler arasında favorilerim diye bir ayrım yapamam ama sanırım Power Track'i ve o esnada çalan Irna'yı biraz daha ayrı tutup böyle böğrüme böğrüme basıyorum diyebilirim.

Ve fekât öndeki esnek barın üstünde zıplayıp körlemesine arka bara konan akrobata hassiktir be! diye bağırarak takdirimi kuvvetli bir $ekilde dile getirmi$ olabilirim.

Ha bir de yerden 12 metre yükseklikte "elimden ne uçan kurtulur ne kaçan" cinsinden gösterileriyle dil ucumu kemirmeme sebebiyet veren Aerial High Bar te$kilâtının 1 dakikadan daha kısa sürede kurulmu$ olması beni benden alıp $öyle bir tepeye çıkarıp yarım gün hatta bazen bir tam günde bile kurulamayan sahnelere, dekorlara doğru fırlattı!

Neyse ki Alegria son koreografi de en ba$tan hüngür fo$urt gitmedim. Ama dediğim gibi kendilerini seyretmeyi o kadar uzun süredir bekliyorum ki High Bar'giller bitip ilk notalar duyulmaya ba$ladığında hortummuslukfokurtu stayla.
Pazartesi ak$amı da bir arkada$ımın albüm tanıtımı vardı Hayal'de. "Yarın öbür gün ben bir gala, tanıtım gecesi, kısaca paralı etkinlik düzenleyip de çağırsam para verip gelir mi bilmem.. sanmam" kategorisinde yer alan biri olmakla birlikte alacaklar verecekler kar$ılıklı. Yani "lansman çok da fifi, önemli olan network azizim." Tabii bir ölçüde aldık o network çalı$malarını kucağımıza; diğer taraftan da çok uzun zamandır bu kadar gülmemi$tim. 8 ay önce de hayretlerimi $a$ırtan durumlar olmu$tu, dün yine aynı sığırla saçma diyaloglar
- ya ben bu kızı seviyorum aslında ama neden bilmem o benden nefret ediyor.. niye benden nefret ediyosun yeaaææ? =(içine girince $unu fark ettim; kendisi gerçekten de o kadar yav$ak ve pu$t bir bünye ki hani "hasktir ya hiç beklemiyorum senden!" diyebileceğin türden olmadığı ve zaten olası ibneliği bekleyip götünü kolladığın biri olduğu hâlde varlığına sinirlenmiyor ve hatta sindirebiliyorum artık. Daha sonra da kabullenme ve kısmî omurgasızla$ma safhalarına sıra gelecek sanırım.
~ bilmem.. yav$ağın teki olduğun için olabilir mi? =)
- he? =O
(Etkinlik ve eğlence sektörünün $ahane kısımlarına bilahare değinirim.)
Diğer taraftan 3.5seneliksevgili6aylıkni$anlılarının kendisini kariyer basamağı olarak görüp üstüne basarken boynuz takmakta da sakınca görmediği ve bu tarz bi karıdan ayrıldıktan zembereğinden bo$anmı$ gibi kendini oradan oraya vurmamak için ne yapacağını bilemeyen düzgün adamlar da var bizde. O yüzdın ben yine yediğim "sadece kazık ayol!"lara $ükredeyim.
Etiketler:
life iz life nannaaa na na na,
seviyorum merkez
10 Ekim 2012 Çarşamba
bir ayıyı ne $ekilde postalayabilirsin?
Bugün, içimde sabitlenip kemikle$en "someone accidentally replaced my heart with a baked potato" stilini 1 yıl içinde ufaktan bi kımıldanmaya, sonra bi fıtfıtıfıtı staylaya, nihayetinde de attan dü$mü$ karpuza evrilmesine yardımcı olan dallai lamanın doğum günü. Hayır; doğum günlerine ve hatırla(n)maya çok önem verdiğim hâlde kuru kuruya da olsa kutlamayacağım. Plaklarına ve malt $i$elerine be$eri ili$kilerinden daha çok önem veren, sevgili / arkada$ / dost statüsü gözetmeden yaralarını kendi yaralarımmı$ gibi kabullenip iyile$tirmek istediğimi söylediğim hâlde egosunu hunharca üstümde parlatmaktan imtina etmeyen ve bir konser kaydının kapalı pencerelerini açtığını, tam olarak olmak istediği yeri gösterdiğini, cennete benzediğini söyleyebilen birinin içine ula$mam mümkün değil çünkü.
Bugün, senelerdir çalı$tığım müdürler / direktörler içinde en sevdiğim ki$iyle birbirimize girme tatbikatı yaptık. Hiç hazzetmediğim, kendimle kurallarımla çeli$tiği hâlde bu ara i$lere / tekliflere çok yoğun $ekilde asılmıyor ve daha da kötüsü oldukça geç gidiyorum ofise. Sabah ünlemli, dikkat edelim'li bir mesaj gönderince "çözmemiz gereken daha ba$ka, beni cidden zorlayan mevzular var bildiğin gibi, onlara yönelik bir geli$me var mı ki bana giri$ çıkı$ saat soruyorsun?" dedim. O da 2 aydır maa$ almadığını ve benim maddiyatın dı$ında ya$adığım bütün sıkıntıları katmerli olarak ya$adığını ama bize yansıtmamaya çalı$tığını hönkürdü. Bir taraftan haklı olduğunu bilsem de bu kadar basiretsiz kalmamız(kalması?) beni delirtiyor. Harika bir i$yerimiz var, değil mi?
Bugün, en yakın arkada$larımdan biriyle sanırım son kez Çengelköy'de denize kar$ı kahvaltı yaptık. Yakla$ık 7 aydır bütün i$ bulma giri$imleri bir tarafında patladığı, aldığı evlenme teklifini hayatında biraz düzgün ve normal giden bir $eyler olabilmesi için kabul ettiği ve normalde dünya sikime tayyare götüme minare bir kadın olsa da ben'ci dü$ünceler yerine biz'e yöneldiği hâlde ni$anlısının sümsük ve hem kendine hem etrafına güvensiz bir adam çıkması sebebiyle ni$an atmak durumunda kaldığı ve hayatla sürekli inatla$manın sağlığından götürdükleri yüzünden Antalya'ya geri dönüyor. Ve ben de, yanında tırnaklarımı / dikenlerimi çıkarmadan kendim gibi olabildiğim bir insanla mânen olmasa da cismen uzakla$mak durumunda kalıyorum.
Bugün, aslında dün gelen ve "ne de olsa kışın sonu bahardır." hatırlatmasını geçen o bi "size sarılabilir miyim?" hanfendünün kartpostalına kahkahalarla gülerken bir taraftan da sinirden gözlerimin dolduğu, burun direği sızlamalı anlardan birini ya$ıyorum. Akrep olmak, her daim 2 uç arasında çılgınca yardırmak demek çünkü. Ama $u an pozitif tarafta kalmaya yönelik isteğim daha ağır basıyor. O yüzden denize kar$ı söyleyeceğim $arkıyı seçmek için müzük klasörlerimi taramaya gideyim ben.
Bugün, senelerdir çalı$tığım müdürler / direktörler içinde en sevdiğim ki$iyle birbirimize girme tatbikatı yaptık. Hiç hazzetmediğim, kendimle kurallarımla çeli$tiği hâlde bu ara i$lere / tekliflere çok yoğun $ekilde asılmıyor ve daha da kötüsü oldukça geç gidiyorum ofise. Sabah ünlemli, dikkat edelim'li bir mesaj gönderince "çözmemiz gereken daha ba$ka, beni cidden zorlayan mevzular var bildiğin gibi, onlara yönelik bir geli$me var mı ki bana giri$ çıkı$ saat soruyorsun?" dedim. O da 2 aydır maa$ almadığını ve benim maddiyatın dı$ında ya$adığım bütün sıkıntıları katmerli olarak ya$adığını ama bize yansıtmamaya çalı$tığını hönkürdü. Bir taraftan haklı olduğunu bilsem de bu kadar basiretsiz kalmamız(kalması?) beni delirtiyor. Harika bir i$yerimiz var, değil mi?
Bugün, en yakın arkada$larımdan biriyle sanırım son kez Çengelköy'de denize kar$ı kahvaltı yaptık. Yakla$ık 7 aydır bütün i$ bulma giri$imleri bir tarafında patladığı, aldığı evlenme teklifini hayatında biraz düzgün ve normal giden bir $eyler olabilmesi için kabul ettiği ve normalde dünya sikime tayyare götüme minare bir kadın olsa da ben'ci dü$ünceler yerine biz'e yöneldiği hâlde ni$anlısının sümsük ve hem kendine hem etrafına güvensiz bir adam çıkması sebebiyle ni$an atmak durumunda kaldığı ve hayatla sürekli inatla$manın sağlığından götürdükleri yüzünden Antalya'ya geri dönüyor. Ve ben de, yanında tırnaklarımı / dikenlerimi çıkarmadan kendim gibi olabildiğim bir insanla mânen olmasa da cismen uzakla$mak durumunda kalıyorum.
Bugün, aslında dün gelen ve "ne de olsa kışın sonu bahardır." hatırlatmasını geçen o bi "size sarılabilir miyim?" hanfendünün kartpostalına kahkahalarla gülerken bir taraftan da sinirden gözlerimin dolduğu, burun direği sızlamalı anlardan birini ya$ıyorum. Akrep olmak, her daim 2 uç arasında çılgınca yardırmak demek çünkü. Ama $u an pozitif tarafta kalmaya yönelik isteğim daha ağır basıyor. O yüzden denize kar$ı söyleyeceğim $arkıyı seçmek için müzük klasörlerimi taramaya gideyim ben.
Etiketler:
BAS,
kıçımdaki $emsiyeler,
ofis hâllenmeleri,
seviyorum merkez
11 Temmuz 2012 Çarşamba
boz ayılar nasıl sarılır + $alvar davası.
Bazen -çok nadir!- günüm güzel ba$lıyor. Hatta o $ımarıklıkla hayatımın bir süre böyle gideceğini bile dü$ünmeme sebebiyet verebiliyor.
Barselona'da son gün ak$am saatlerinde (bi sonraki yazı Barça'ya ait olacak; i$allama$alla saçıntıları toparlayabilirsem.) La Rambla'ya çıkan sokakları son kez Speedy Gonzales stayla turlarken daha önce 2 ki$ide görüp için için "hörrrrrn! bulucam i$te! benim olacaksın!" diye hantırdadığım saten $alvarlardan oldukça uygun fiyata gördüm bi tükânda. Tabii ki elin bebek gibi Rus'unda ya da i$veli cilveli Latin karısındaki gibi durmadı bu yüzücü-güre$çi kırması bünyede ama koy götüne. Neyse i$te sabah onu giydim. Kendi kendime çalkalıyor muyum acaba diye dü$ünüp sırıtırken kar$ıda bir adet hazret belirdi. (mide herp derp'lemesi mi? ne münasebet!) Ne hikmetse ikimiz de domuza bağlamamayı ve birbirimize gülümsemeyi ba$ardık bu sefer. Ama yine gafil avlandığım için içimde birikip büyüyen onlarca lâf ortodontik kafesi terk edemedi. Eh bir dahaki sefere?
Ofise yakla$ık 1.5 saat geç gidince 9.5 değil de 8 saat boyunca o ortamda kalmanın hopidikle$tirici bir etkisi oliye. Sonra bir de "sana bi paket var!"

Zarfın üstünü görünce bendeki ifade tam olarak $u: >^_^<
Kuru boyaları, ayıyı ve kitap ayracını görünce: \(^o^)/
Kartpostalı önden görünce: °O° akabinde (#^.^#)
Kartpostalın arkasını okuyunca: (;_;)(;_;)(;_;)(;_;)
Bu "boz" ayı mevzusu biraz derin; hem metaforik hem de i$levsel anlamda.
İ$levik: Doğduğumdan beri beraber uyuduğum oyuncak bir boz ayım (bkz: Yumo$) var. =)
Metaförrük: Epeydir gidip gelip bir $eyler yazıp taslaklara attığım, $u sabahki hazretle ilgili kayıdı (bkz: 4 kelime) nihayet bi zahmet bitirebilirsem niye bu kadar salya sümüğe bağladığımı da açıklayabilirim sanırım. =)
Kısaca koala ayısı, panda ayısı, kutup ayısı, boz ayı; hepsi lacivertin tonları ve ben bu familyaya kar$ı ta$kın bir sevgi beslemekteyim. Çogzel sarılıyo'lar!
An itibariyle yazıyı bitirebiliyorken çalan $arkıyı da burunattırangildobermananasına armağan ediyor ve titrek sesimizle te$ekkür edip, öcüpük gönderip, iki elimizi de Ankara'ya sallıyoruz. =)
Barselona'da son gün ak$am saatlerinde (bi sonraki yazı Barça'ya ait olacak; i$allama$alla saçıntıları toparlayabilirsem.) La Rambla'ya çıkan sokakları son kez Speedy Gonzales stayla turlarken daha önce 2 ki$ide görüp için için "hörrrrrn! bulucam i$te! benim olacaksın!" diye hantırdadığım saten $alvarlardan oldukça uygun fiyata gördüm bi tükânda. Tabii ki elin bebek gibi Rus'unda ya da i$veli cilveli Latin karısındaki gibi durmadı bu yüzücü-güre$çi kırması bünyede ama koy götüne. Neyse i$te sabah onu giydim. Kendi kendime çalkalıyor muyum acaba diye dü$ünüp sırıtırken kar$ıda bir adet hazret belirdi. (mide herp derp'lemesi mi? ne münasebet!) Ne hikmetse ikimiz de domuza bağlamamayı ve birbirimize gülümsemeyi ba$ardık bu sefer. Ama yine gafil avlandığım için içimde birikip büyüyen onlarca lâf ortodontik kafesi terk edemedi. Eh bir dahaki sefere?
Ofise yakla$ık 1.5 saat geç gidince 9.5 değil de 8 saat boyunca o ortamda kalmanın hopidikle$tirici bir etkisi oliye. Sonra bir de "sana bi paket var!"

Zarfın üstünü görünce bendeki ifade tam olarak $u: >^_^<
Kuru boyaları, ayıyı ve kitap ayracını görünce: \(^o^)/
Kartpostalı önden görünce: °O° akabinde (#^.^#)
Kartpostalın arkasını okuyunca: (;_;)(;_;)(;_;)(;_;)
Bu "boz" ayı mevzusu biraz derin; hem metaforik hem de i$levsel anlamda.
İ$levik: Doğduğumdan beri beraber uyuduğum oyuncak bir boz ayım (bkz: Yumo$) var. =)
Metaförrük: Epeydir gidip gelip bir $eyler yazıp taslaklara attığım, $u sabahki hazretle ilgili kayıdı (bkz: 4 kelime) nihayet bi zahmet bitirebilirsem niye bu kadar salya sümüğe bağladığımı da açıklayabilirim sanırım. =)
Kısaca koala ayısı, panda ayısı, kutup ayısı, boz ayı; hepsi lacivertin tonları ve ben bu familyaya kar$ı ta$kın bir sevgi beslemekteyim. Çogzel sarılıyo'lar!
An itibariyle yazıyı bitirebiliyorken çalan $arkıyı da burunattırangildobermananasına armağan ediyor ve titrek sesimizle te$ekkür edip, öcüpük gönderip, iki elimizi de Ankara'ya sallıyoruz. =)
18 Haziran 2012 Pazartesi
ben bu yaz brönzla$mak, kendimle uzla$mak, yer yer yozla$mak, uzakla$mak istiyorum!
Ha kızım aferin. Ba$lığı arabın yalellisi gibi daha da uzatabilirdin aslında.
Neyse efenim..
Multiple vizem çıktı lan!
Schengen familyası; bazen böyle enterefantastischen $eyler yapıyorsunuz ya, pek mes'ud oluyorum.!
Önümüzdeki cuma bi denyoluk olmazsa İspanya'nın Katalunya özerk bölgesinin ba$kentinde sürtüyor olacoink.

Program $u:
sangria, tapas, sangria, fiesta, catalan creme, rioja, la ramblas, paella, sangria, plaça de catalunya, churros, tapas, estrella damm, la rambla, sangria, sagrada familia, pimientos de padron, sangria, barceloneta.
Mötte$em kıçımın kâhyalı keyfi için ba$ka $ahane Barselona önerilerine de açığım.!!
Orayı halletim ve bitim de kanlandı ya bir de Viyana-Münih-Prag-Berlin gömeyim diyorum.

Prag zaten bucket list'te,
Berlin'e kar$ı yeni yeni bi sempati beslemeye ba$ladım,
Viyana ve Münih'le ilgili nötrüm. Olsa da olur olmasa da rahvan stayla yerler arasında.
Ha bir de içimde daimî olarak bir gurk.! efekti barındıran arınma evleri var..
MOYY!

Ayder Yaylası'nda yuvarlansam (ama bu sefer ensemden arı sokmasa),
Çaymakçur'da keçi gibi oradan oraya seksem,
Kaçkar çar$aklarında göt üstü kaysam,
Cancik'te e$$ekler gibi bulana bulana kuymak / mıhlama yesem,
Fırtına'nın kenarında içimi çeke çeke ağlasam..
Nİ$ANYAN!

Salyalarım daha çok Kö$k (2. muttak: ta$lı zemin) ve İlyastepe (1. muttak: sedir oh!) için aksa da tesislerden herhangi biri de kabulüm. Zira burası benim gibi huzursuzluk dalında doktora yapmı$ biri için bile sadece sakinliği ve dinginliği çağrı$tırıp bulanmadan donmadan akmanın ne ho$ olduğunu hatırlatıyor.
Neyse efenim..
Multiple vizem çıktı lan!
Schengen familyası; bazen böyle enterefantastischen $eyler yapıyorsunuz ya, pek mes'ud oluyorum.!
Önümüzdeki cuma bi denyoluk olmazsa İspanya'nın Katalunya özerk bölgesinin ba$kentinde sürtüyor olacoink.

Program $u:
sangria, tapas, sangria, fiesta, catalan creme, rioja, la ramblas, paella, sangria, plaça de catalunya, churros, tapas, estrella damm, la rambla, sangria, sagrada familia, pimientos de padron, sangria, barceloneta.
Mötte$em kıçımın kâhyalı keyfi için ba$ka $ahane Barselona önerilerine de açığım.!!
Orayı halletim ve bitim de kanlandı ya bir de Viyana-Münih-Prag-Berlin gömeyim diyorum.

Prag zaten bucket list'te,
Berlin'e kar$ı yeni yeni bi sempati beslemeye ba$ladım,
Viyana ve Münih'le ilgili nötrüm. Olsa da olur olmasa da rahvan stayla yerler arasında.
Ha bir de içimde daimî olarak bir gurk.! efekti barındıran arınma evleri var..
MOYY!

Ayder Yaylası'nda yuvarlansam (ama bu sefer ensemden arı sokmasa),
Çaymakçur'da keçi gibi oradan oraya seksem,
Kaçkar çar$aklarında göt üstü kaysam,
Cancik'te e$$ekler gibi bulana bulana kuymak / mıhlama yesem,
Fırtına'nın kenarında içimi çeke çeke ağlasam..
Nİ$ANYAN!

Salyalarım daha çok Kö$k (2. muttak: ta$lı zemin) ve İlyastepe (1. muttak: sedir oh!) için aksa da tesislerden herhangi biri de kabulüm. Zira burası benim gibi huzursuzluk dalında doktora yapmı$ biri için bile sadece sakinliği ve dinginliği çağrı$tırıp bulanmadan donmadan akmanın ne ho$ olduğunu hatırlatıyor.
14 Haziran 2012 Perşembe
Cirque de Soleil
Yıllardır Alegría'yı görmek için hantırdıyordum; nihayet bu sene tırmalamam son bulacak.
Prodüksiyon ekibinin kapısında mı yatsam n'aapsam? ಠ_ಠ
If you have no voice: scream!
If you have no legs: run!
If you have no hope: invent!
What if anything were possible?
Prodüksiyon ekibinin kapısında mı yatsam n'aapsam? ಠ_ಠ
If you have no voice: scream!
If you have no legs: run!
If you have no hope: invent!
What if anything were possible?
8 Haziran 2012 Cuma
negzel insanlar.
Sürekli denyoluklar vuku bulmuyor tabi hayatımda.
Çok tak takı$tır bir bünye değilim. Sıralama $öyle: bileklik > küpe > bro$ > kolye > yüzük. Kolye kategorisinde senelerdir (bildiğin seneler olmu$ mk; 14 adet geçmi$ zira) taktığımın dı$ında herhangi bir dizi diziye ya da bir ta$a gönül vermedim. Ama fekât lâkin geçen cuma somewhere over the rainbow dolaylarından dürtüldüm ve pazartesi günü de elime bir paket geçti.

Yazı konusunda konu$maya göre daha iyi olduğum hâlde yine de tam olarak ifade edemedim, edemeyebilirim ametisti gördüğüm an ki hissiyatımı.
Plasebo etkisi hiç geçmesin, kafamın içindeki hörlemekten ba$ka bir $ey yapmayan sesleri sustursun, huzur versin, sakinle$tirsin istiyorum. Ve o hiç semtime uğramayan optimizm bulutlarını da sırf bunun için olu$turmaya çalı$ıyorum 5 gündür.
He bir de PostCrossing var. Bunu da milattan önce bir yerlerde görüp "Holiii!! Ben de gönderiim!" diye bi heveslenip sonra ortaokuldaki IYS (International Youth Service) fiyaskolarımı hatırlayıp vazgeçmi$tim.
fiyasko bkz: 3 mektup arkada$ım vardı Biri ClearlyCanadian, biri Finfonfan biri de nereden $imdi hatırlamıyorum ama zaten hiçbiriyle uzun süreli gitmedi yazı$malar, neden bilmem. PTT'nin ipnelik yapmı$ olmasından $üpheleniyorum zira ülkesini hatırladığım 2 kızla da gırgır geyik yazı$ıp duruyorduk, meeeh diyip bırakmak için bir sebep yoktu..
Neyse efem, Koko'nun anasında görünce kart'la$ma isteğim tekrar alevlendi. Bugün de Ruski bi teyzeye ilk kartımı gönderdim. Teheeey ne zaman geçer ki eline?
Çok tak takı$tır bir bünye değilim. Sıralama $öyle: bileklik > küpe > bro$ > kolye > yüzük. Kolye kategorisinde senelerdir (bildiğin seneler olmu$ mk; 14 adet geçmi$ zira) taktığımın dı$ında herhangi bir dizi diziye ya da bir ta$a gönül vermedim. Ama fekât lâkin geçen cuma somewhere over the rainbow dolaylarından dürtüldüm ve pazartesi günü de elime bir paket geçti.

Yazı konusunda konu$maya göre daha iyi olduğum hâlde yine de tam olarak ifade edemedim, edemeyebilirim ametisti gördüğüm an ki hissiyatımı.
Plasebo etkisi hiç geçmesin, kafamın içindeki hörlemekten ba$ka bir $ey yapmayan sesleri sustursun, huzur versin, sakinle$tirsin istiyorum. Ve o hiç semtime uğramayan optimizm bulutlarını da sırf bunun için olu$turmaya çalı$ıyorum 5 gündür.
He bir de PostCrossing var. Bunu da milattan önce bir yerlerde görüp "Holiii!! Ben de gönderiim!" diye bi heveslenip sonra ortaokuldaki IYS (International Youth Service) fiyaskolarımı hatırlayıp vazgeçmi$tim.
fiyasko bkz: 3 mektup arkada$ım vardı Biri ClearlyCanadian, biri Finfonfan biri de nereden $imdi hatırlamıyorum ama zaten hiçbiriyle uzun süreli gitmedi yazı$malar, neden bilmem. PTT'nin ipnelik yapmı$ olmasından $üpheleniyorum zira ülkesini hatırladığım 2 kızla da gırgır geyik yazı$ıp duruyorduk, meeeh diyip bırakmak için bir sebep yoktu..
Neyse efem, Koko'nun anasında görünce kart'la$ma isteğim tekrar alevlendi. Bugün de Ruski bi teyzeye ilk kartımı gönderdim. Teheeey ne zaman geçer ki eline?
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)
