10 Eylül 2012 Pazartesi

depresyondan çıkma yöntemleri

"Küvete doldurulmuş suyun içine gül esanslı köpükle başlayan ve tırnaklara kırmızı oje sürülmesiyle biten kişisel bakım ritüelleri."
Çıkılıyor mu lan böyle köpükle ojeyle falan?
Benim senelerdir debelenip durmaktan sıtkım sıyrılmı$ken bu beyin fukaraları böyle aktivitelerle zıplayabiliyor mu yani?

Geçenlerde Ms. Koala Kovalayan bir e-kitap gönderdi (bkz: Dü$ünce Gücüyle Tedavi) ama benim daha önce de okumaya yeltendiğim o kitapla ilgili 2 takıntım vardı.

*** Daha hobama$alla 5. sayfa.
Anne babamızın bize gösterdiği davranışları kendimize de gösteriyoruz. Kendimizi aynı şekilde suçluyor ve cezalandırıyoruz. Kendi söylediklerimizi dinlediğimizde, hemen hemen aynı kelimeleri kullandığımızı görebiliriz. Kendimizi sevmeyi ve desteklemeyi de aynı şekilde yapıyoruz, tabii eğer çocukluğumuzda sevilmiş ve desteklenmişsek. “Hiçbir şeyi doğru düzgün yapamıyorsun.” “Hep senin hatan.” Bunları ne sıklıkla kendinize söylüyorsunuz? “Harikasın.” “Seni seviyorum.” Ya bunları ne kadar sık söylüyorsunuz?
Çocukluğunda gerçekten sevilmi$, sevgi gösterilmi$, tek çocuk olmanın nimetlerinden $ımar(tıl)madan faydalanabilmi$ ve tercihleri konusunda da hep arkasında durulmu$ biri olduğum hâlde kendimi destekleme konusunda gördüklerimden, aynı yakla$ımdan feyz alamıyorum. O yüzden kel alâka?

*** Dünyamda her şey iyi ve güzel." / "Varlığımın derinliğinde sınırsız bir sevgi kuyusu var." / Yazarın "Bedeninizi İyileştirin" isimli kitabından en numunelik örnek: AIDS - Olası Neden: Kendini reddetmek, cinsel suçluluk ve yetersizlik duygusu.

Teyzecim kaça taktırdın sen o kelleyi? Bağı$ıklık yetmezliği virüsünün enfeksiyonlara kar$ı direnci yok etmesi ile kendini kabullenmeyi, bütünle$me duygusunu nasıl bağda$tırıyoruz, ne $ekilde i$lerlik kazanıyor?
Ya da insan içinde yuvalanan öfke, kırgınlık, alınganlık gibi duyguları yok ederek kendini sevebilme, kendine yapılanları affedebilme ya da Pollyanna'ya bağlamadan hayatını daha huzurlu ve/veya anlamlı kılabilme gücünü bu kadar kırık, yıpranmı$ hissediyorken ya da kendine bu kadar kızgınken nereden, nasıl bulabilir?

Bunlar her 2 lobtaki kıvrımlar arasına sabitlenmi$ fikirler-di. Ama inat edip artık piyasada bulunmayan kitabın basılısını bir sitede bulup sipari$ ettim ve geldiğinde de çanta boyları el verdiği müddetçe yanımda ta$ıyıp kendimi satır altı görmeye zorlayarak okumaya karar verdim. Hani belki ba$kalarını söylediklerinin altında aradığım buzağıların boynuzları bu sefer de ayağıma takılır da kalın kafama en azından ba$ka bölümlerden itekleyici 1-2 cümle girer. Ha yok bu da i$e yaramazsa; ince etli gül tırnaklarıma oje yakı$madığı, du$akabine köpük dolduramadığım ve gönül gözü olarak adlandırılan $eyin de Cyclops'unkine benzediğini zannettiğim için benden hakikaten anca cacık, hıyar falan.

2 yorum:

  1. yav ben sana gönderdiğim belgeyi ellerimle dizdim!!!

    :)) niye para verip aldın ki?!

    all is well in my world.
    bak arada o neş'eli hali yakalarsan, ne istersen oluyor!!

    YanıtlaSil
  2. Heæææee ben de hiç sayfa numarası mıncıklamadım ama daha uzun ve uzadıya olması gerekmiyor muydu diye.. O.o

    Dedim ya, gözümde dizimde dibimde olsun istedim kitap. Yazıcım bozuldu çıktısını da alamıyorum gönderdiğinin, o yüzden. Hem de bir pıt daha ilerlemi$ olmak için.

    ~ All should be well in my world, right?

    YanıtlaSil