abuk çekimli fiiler etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
abuk çekimli fiiler etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

16 Nisan 2015 Perşembe

amk hırsızı!

Sabah 06:45'te irkilerek uyandım, telefonun ekranını dürttüm ve $u mesajı gördüm:
"Sonu .... ile biten kartınızdan 1,500 TL nakit çekim i$lemi gerçekle$tirilmi$tir. Bu mesaj bilgilendirme amacıyla gönderilmi$tir."

2 hafta önce ofisten bir arkada$ımın AKBANK hesabından 4,000 TL'ye yakın para çekilmi$ti parça parça, ondan 2 hafta önce de bir ba$kasından. O yüzden her ne kadar tepeden tırnağa sinire kessem de hem izlenecek yollar ne yazık ki ba$kaları tarafından tecrübe edildiği için, hem de saksıyı çalı$tırıp maa$ın tamamını oraya yatırmadığım için nispeten sakin bir $ekilde $u yolları izledim, izliyorum:

  1. çağrı merkezini arayıp kartı iptal ettirdim, 
  2. ofise yakın TEB'e gidip itiraz formunu doldurdum, (Bahçelievler diye semt varmı$ sıçtığımın İstanbul'unda; oradaki Soğanlı Şubesi'nden çekilmi$ hem benimki hem diğerlerininki) 
  3. $imdi dilekçeleri hazırlıyorum, 
  4. yarın sabah da savcılığa gideceğim.

Zaten iliğimize kemiğimize dadanan hırsızlar ordusu yetmiyordu; bir de münferit olanı götümde bitti.

30 Ocak 2015 Cuma

a be kaynana!

Ayder'e ilk gittiğimde 10-11 ya$larındaydım. Tur (bkz:not) $ehir turuydu, grubun en küçüğü olarak maskotluk görevi de üstlenmek zorunda kaldığımdan o zaman aralığındaki ye$illik, doğa, orman ve benzeri kelimeler hafızamda ancak eser miktarda yer alıyor. Ancak bir kaç sene sonraki Çaymakçur ilâveli olan Yaylalar turu enfesti. Gelgelelim Murphy'le olan yakın ve pek mahrem ili$kimiz orada da kendini gösterdi; annemi kol altından, beni de ensemden arı soktu.

Bir kaç haftadır hafiften sevindirik olmama sebebiyet veren bir etkinlik var; Ayder Yaylası Kardan Adam Festivali.
Etkinliği düzenleyenlerden de, katılımcılardan da, ortamdan da çok bir beklentim yok doğrusunu söylemek gerekirse ama karlı bir yayladan kendimi a$ağıya salma ya da bir kardan adamla seviyesiz ili$kiler kurma dü$üncesi beni benden alıp seni sana bırakmayacak kadar sempatik geliyor bana. Bunun için de yarın sabah Sabiha'dan Trabzon'a uçup oradan da Rize'ye transfer olacağız, sonra Ayder'e çıkıp, falanlar filanlar, bi$eyler...
Ama bilindiği üzere kar denilen nesne, olay, olgu, durum, zortlatma genellikle hava sıcaklığı -4 °C ile -20 °C arasındayken olu$abilen bir $ey.
Yani Rize'de hava yarın 17 °C, pazar günü de 20 °C olmamalı... değil mi Murphy?

Be koduğumun Ocak ayı!
Sen nasıl bir ki$ilik kaymasından muzdaripsin böyle?









Lö not: Ankara'da Tempo Tur diye canciğer bir acentamız vardı, çalı$anlarından Vedia Hanım'ın kulakları çınlasın; sayelerinde çok güzel yurtiçi turlara katıldık. Müthi$ özen gösterirlerdi, rehberlerine de, otellerine de, tur içeriklerine de. Öyle $u an var olan her siksok acentanın patır patır olu$turduğu paketlerden sunmazlardı. Sanırım hâlâ varlar ama canciğerlik kısmından çok emin değilim zira tur olaylarında kendi göbeğimizi kendimiz kesiyoruz 15 senedir. Yine de çocukluğuma çok güzel renkler kattılar, sağ olsunlar.

5 Mart 2013 Salı

mental geli$imin fiziksel geli$im ile doğru orantılı olmaması.

Gerizekâlılığın bir sonu ya da bir boyutu olmalı.

Akademik kariyer yapan veya yaptığını sanan hıyarlara biri okuduğunu anlamanın ya da pratik zekânın ne demek olduğunu öğretmeli.

"Konaklama fiyatına dahil olan hizmetler: 3 Nisan giriş, 6 Nisan çıkış olmak üzere (3 gece) Ultra Her şey Dâhil sistemde konaklama" yazıyorsa eğer, evet; bu 3 GECELİK KONAKLAMA ÜCRETİNİZ demektir. Bunu tekrar tekrar teyidini alacak kadar beyin ihtiva etmiyorsanız, siz çok afedersiniz de ne zikime yarıyorsunuz acaba? O çalı$ığınız okullarda insanlara ne öğretiyorsunuz? Hem ayrıca siz öğretebilme yetisine sahip misiniz ki?

"İki ki$ilik odada ki$i ba$ı ücret" diyorsa; evet, bu 2 ki$ilik odada ki$i ba$ı ücrettir. Bunun alt metni yoktur, 2 ki$ilik ve ki$i ba$ı kelimelerinin ne demek olduğunu bilmeniz gerekmektedir.

"Kayıt ücreti, tutarın yatırıldığı günkü kurdan hesaplanarak yatırılmalıdır." notu varsa ve siz tutup da "ben bunu bugün değil de yarın yatırsam bugünkü kurdan mı yatırmalıyım yoksa yarın ki kurdan mı?" diye bir soru soruyorsanız, kar$ı tarafın 3 saniye cevap verememesi sorduğunuz soruyu anlamadığından değil kendine, telefonu kırmama yönünde telkin çalı$malarında olduğu içindir.

Shortcut to aydın havası;
Bir kongre katılımını gerçekle$tirmek bu kadar zor olmamalı.

18 Aralık 2012 Salı

(bkz: tiksinti)

DİN: Yüzyıllardır psikolojik i$kence aracı olarak kullanılan öge.

Annesi vefat etmi$ ki$ilere, kendilerinden hazzetmesem de orospu çocuğu demekten imtina edecek kadar vicdan / ahlâk / erdem / seç beğen al sahibiyim. Ama sabrımı çok zorlayan iki örnek var. Biri eski ne idüğü belirsiz (sevgili? olamadık mk. dost? değil. arkada$? o bile değil. tanıdık? belki.) adamlarımdan. Diğeri için bkz:

Yıllarca alttan alta i$lemek.. Sonra kubuzlanmak.. Sürekli güç gösterisinde bulunmak.. Kaba kuvvetle sindirmeyi deneyip görmenin akabinde de ayağınızı denk alın temalı fedailik..

***********************************************

Bir eğitim kurumunun sağlaması gereken öncelikli sorumluluk nedir?
Bilimsel, akademik, sosyal ve kültürel faaliyetler ile yurt, derslik, kütüphane, laboratuvar ve benzeri temel altyapı elemanları sağlamak mı yoksa bir ibadethane açmak mı? Tercih yaparken ilkini umursamayıp da ikinciden yana olan birtakım mahlukat için bkz:

Ba$taki tanımımdan da anla$ılacağı üzere din(ler)e kar$ı hiç bir hassasiyetim ya da eğilimim olmadı. Aksine gereksiz olduklarını dü$ündüm hep; bunun yanında inançlı olana ve/veya inancına da saygı duydum. Ama bu tarz imanlı olmaktan ziyade ikiyüzlülüğe saran, yaratandan ötürü yaratılana saygı duymak yerine içi bok kaynayan, gösteri ve gösteri$ meraklısı, evleri barkları okul haricinde kafalarının üstünde bir çatı yokmu$ gibi davranan fanatik bünyeler ise (en hafif tabirle) midemi bulandırıyor.

5 Ekim 2012 Cuma

friday i'm in wtf?!

Sıla'ya güya mesafeli yakla$an bir insan olarak bir kaç gündür "Bodrum'un Suları"nı dinlerken ağlayıp (hâlâ 4 Kelime'yi yazamadım ya, pes.) "Acısa da Öldürmez"le gerdan kırıyorum. Bu tarz arabeske meyillenmelerim ne ilk ne de son olsa da kendime hâlâ inatla "aaaa ne bu böyle be yuh artık"lanıyorum falan. Günde 147 defa Seni Yakacaklar dinlediğinizi ya da ağırba$lı bir masada dem hâlindeyken Sev Yeter çalmaya ba$ladığında billur geçilecek kıvama geldiğinizi ne çabuk unuttunuz o bi küçük hanfendü?

Bodrum demi$ken; bu naçizane pütifik beldemizle, kendisinden hiç hazzetmediğim hâlde kürkçü tükânı tadında bir ili$kimiz var. Ya çalı$ıyorum, ya tatile gidiyorum, ya çalı$malı tatil ortamında bulunuyorum. Niye lan?

Güzelleme: "Bir Solağın Dramı"
Bombok bir yazıya sahip olmamın, cezve ve kalemtra$ kullanamamanın, makası da cinayet aleti statüsüne yükseltmenin yanında örgü de öremiyorum. (vah vah!) Halbuse kü ponponlu bere görünce kendinden geçtiğim için "annniæææ!" diye telefona sarılarak kadını gündüz gece 7/24 darlıyorum. Bak meselâ Asos'u görmemeliydim. Mıyk!

Kredi kartı kullanmayan bir bünye olmam son derece isabetli bir durum gibi geliyor bana. Yoksa Etsy'ymi$, Amazon'mu$, Ebay'mi$ imparatortutzkiyanchek'tim. Ama diğer taraftan da deli gibi imrendiğim $eyler olmuyor mu? Oluyor tabiikisiki. =(

Bu ara Refika ve Cookbook Hanım'ın yaptıklarına bakıp bakıp sinir oluyorum. (bkz: iltifat etmeye çalı$mak)
Ben de istiyorum ki "Dil Peyniri ve Fıstık Saklı Köfteler" yapayım, ya da tavuğumu yaldır yaldır at tavaya 2 döndür yapmak yerine kesildiğine değecek $ekilde pi$ireyim, levrekle yarenlik edeyim. Ama yok. O malzemeye o kadar para versem mi, eve geldiğimde hâlim olur mu, zaten geldiğim saat en erken 8, o saatten sonra, ..

Görüldüğü üzere bıdırdamalar x bahaneler + öncelikler.
Aydın havası: Mutlu olabilen insanlar, kendilerine vakit ayırabilenler ve gerektiğinde kendilerini ba$kalarının ya da i$lerinin önüne koyabilenler.

26 Eylül 2012 Çarşamba

legoya bas e$$oolue$$ek!

Smiley Sanırım kargolarla aramızdaki murphy kodu seyrelmeye ba$ladı. Bugün yarın yine kendilerinin kapılarını çalma suretiyle günlerdir standyby'da duran "umarımkihehelendirirbunlar"a çözülün diyebileceğimdir.

Smiley Güncellemelere kılım. Mozilla, windows, blogger, feysbuk, tivitır.. Sürekli bir güncelleme, bir sıfat deği$ikliğine gidiyor ve beni sinir ediyorsunuz. Al i$te $u yazıyı gönderene kadar 17 tane sekme açtım.

Smiley Kucak pozitifi J'anım gibi benim de saçımla ilgili çok ağır sövesim var. Açık görülmemesi tavsiye olunan Kezban'la Rapunzel arası papaz modu. Bakmayı beceremiyorsan niye büyütüyorsun karde$im?! $imdi bi taraftan ekranda da kendimi görüyorum, kedi e$inmi$ de beğenmeyip ittirip gitmi$ gibi.

Smiley Piyano çalan iriyarı erkeklere kar$ı zaafım var.
Müstakbel 3. sözüm sana! Çok rica ediyorum insan suretinde gel. (her neredeysen?) Kırdırma parmaklarını.

18 Eylül 2012 Salı

az homurtulu vızıltı vs. çok sükûnete davet.

Smiley Bu ara (yakla$ık 1 aydır) internetten sipari$ verme + tedarik süreci + kargo $irketleri konusunda çok bedevi zamanlar geçiriyorum. Süprük yapmayı seven biri olarak planlarımın oturma organlarıma kaçması beni dellendirse de, patlakların üstüne gitmemeyi ve illa gelecek bugün gelecek diye diretmemeyi öğrendim.

Smiley Hırvatistan daha doğrusu ağırlıklı olarak Dubrovnik, hem vizesiz Evropa'gillerden olması (ve fekât önümüzdeki sene vizeye geçiyor) hem de eski $ehir dokusu + deniz mahsülleri + diğer ziyaret noktalarına göre kısmen ucuzluğu sebebiyle son 2-3 senedir bilhassa TC vatanda$ları tarafından boku çıkarılan turizm merkezlerinden. Outgoing yaparken, çok içine edilmeyen noktalarıyla ilgili notlar çıkarmı$ ama bir kaç tane ağzına içen, tatava yapmayan arkada$la gitmenin daha keyifli olduğuna kanaat getirdiğim için gezi planımı az biraz ileriye ötelemi$tim.. Ta ki geçen hafta odunla dövülesi, az muhterem çok götveren bir bünyenin kendisi gibi embesil isimli, kar$ılıklı olarak "3 ay oldu! kalpkalp" tivitleri attığı (herkesin ziki bir bana kalkıyor mk!) sevgilisiyle gittiğini öğrenene kadar. Senden de tiksindim Dubrovnik.

Smiley Cumartesi Alegría ba$lıyor ve ben hâlâ bilet almadım. Ondan sonra da diyorum ki: "millet paso gittiği konserlerin / gösterilerin / ... çetelesini tutuyor, ben de ha babam de babam gidemediklerim =( listesini güncelliyorum."
~ hâlâ full time prodüksiyon / sahne sanatları çemberine dâhil olamamayı saymıyorum bile..
-ki buradan da i$ deği$tirme kararıma zıplayabiliriz.. Ama kalsın. Zaten bulutlar osurdum osurcam hâlinde, daha da daralmaya gerek yok.

Smiley Görüldüğü üzere Dü$ünce Gücüyle Tedavi'ye yönelik çalı$malar pek parlak gitmiyor ama yine de homurtulu vızıltıları mümkün mertebe azaltmaya çalı$ıyorum.

12 Eylül 2012 Çarşamba

10 Eylül 2012 Pazartesi

depresyondan çıkma yöntemleri

"Küvete doldurulmuş suyun içine gül esanslı köpükle başlayan ve tırnaklara kırmızı oje sürülmesiyle biten kişisel bakım ritüelleri."
Çıkılıyor mu lan böyle köpükle ojeyle falan?
Benim senelerdir debelenip durmaktan sıtkım sıyrılmı$ken bu beyin fukaraları böyle aktivitelerle zıplayabiliyor mu yani?

Geçenlerde Ms. Koala Kovalayan bir e-kitap gönderdi (bkz: Dü$ünce Gücüyle Tedavi) ama benim daha önce de okumaya yeltendiğim o kitapla ilgili 2 takıntım vardı.

*** Daha hobama$alla 5. sayfa.
Anne babamızın bize gösterdiği davranışları kendimize de gösteriyoruz. Kendimizi aynı şekilde suçluyor ve cezalandırıyoruz. Kendi söylediklerimizi dinlediğimizde, hemen hemen aynı kelimeleri kullandığımızı görebiliriz. Kendimizi sevmeyi ve desteklemeyi de aynı şekilde yapıyoruz, tabii eğer çocukluğumuzda sevilmiş ve desteklenmişsek. “Hiçbir şeyi doğru düzgün yapamıyorsun.” “Hep senin hatan.” Bunları ne sıklıkla kendinize söylüyorsunuz? “Harikasın.” “Seni seviyorum.” Ya bunları ne kadar sık söylüyorsunuz?
Çocukluğunda gerçekten sevilmi$, sevgi gösterilmi$, tek çocuk olmanın nimetlerinden $ımar(tıl)madan faydalanabilmi$ ve tercihleri konusunda da hep arkasında durulmu$ biri olduğum hâlde kendimi destekleme konusunda gördüklerimden, aynı yakla$ımdan feyz alamıyorum. O yüzden kel alâka?

*** Dünyamda her şey iyi ve güzel." / "Varlığımın derinliğinde sınırsız bir sevgi kuyusu var." / Yazarın "Bedeninizi İyileştirin" isimli kitabından en numunelik örnek: AIDS - Olası Neden: Kendini reddetmek, cinsel suçluluk ve yetersizlik duygusu.

Teyzecim kaça taktırdın sen o kelleyi? Bağı$ıklık yetmezliği virüsünün enfeksiyonlara kar$ı direnci yok etmesi ile kendini kabullenmeyi, bütünle$me duygusunu nasıl bağda$tırıyoruz, ne $ekilde i$lerlik kazanıyor?
Ya da insan içinde yuvalanan öfke, kırgınlık, alınganlık gibi duyguları yok ederek kendini sevebilme, kendine yapılanları affedebilme ya da Pollyanna'ya bağlamadan hayatını daha huzurlu ve/veya anlamlı kılabilme gücünü bu kadar kırık, yıpranmı$ hissediyorken ya da kendine bu kadar kızgınken nereden, nasıl bulabilir?

Bunlar her 2 lobtaki kıvrımlar arasına sabitlenmi$ fikirler-di. Ama inat edip artık piyasada bulunmayan kitabın basılısını bir sitede bulup sipari$ ettim ve geldiğinde de çanta boyları el verdiği müddetçe yanımda ta$ıyıp kendimi satır altı görmeye zorlayarak okumaya karar verdim. Hani belki ba$kalarını söylediklerinin altında aradığım buzağıların boynuzları bu sefer de ayağıma takılır da kalın kafama en azından ba$ka bölümlerden itekleyici 1-2 cümle girer. Ha yok bu da i$e yaramazsa; ince etli gül tırnaklarıma oje yakı$madığı, du$akabine köpük dolduramadığım ve gönül gözü olarak adlandırılan $eyin de Cyclops'unkine benzediğini zannettiğim için benden hakikaten anca cacık, hıyar falan.

4 Eylül 2012 Salı

önyargı & çeli$ki.

Yakla$ık 1.5 senedir çalı$tığım etkinlik $irketinin bağlı olduğu ajansta bir kaç $irket daha var ama ağırlık reklamda ve bizde. Çalı$ma ko$ulları ve çalı$ana yönelik yakla$ımlar piyasa ko$ulları dâhilinde alı$ılmı$ seviyede. Which means bombok.
9:30da ba$layıp 19:00'da bitiyor (i$ yığma da yeti$emiyoruz diye değil, ibnelikten),
Cumartesi tam gün çalı$ılıyordu yarıma dü$ürdüler (bu bana görü$melerde söylenmesi unutulan minicik detaylardan biri olunca ve ben tamam amk, gelmiyorum! diye resti çekince yarıma dü$ürüldü. ha gerçi ben o $ekil de gitmiyorum da neyse.)
Sene zammı yok,
Sigorta maa$ tutarının 5te3ü,
Maa$ların tamamı elden alınıyor,
Nerelerinden uydurduklarını bilemediğim "her $irket bünyesinde çalı$an ki$i sayısı 10'u bulmadığı için yıllık izin 14 gün değil ki!" diye bir kuralları varmı$; ben bunu bir kaç hafta önce öğrendim.
+ Reklam ajansı nasıl olmamalı? konusunda sayfalar dolusu yazılabilecek kadar saçmalıklar silsilesi sürüyor üst katta. Hiç sesleri çıkmaz, bir i$i yaptırmak ve hatta doğru yaptıklarından ya da daha da iyisi yaptıklarından emin olabilmek için yanlarında oturman gerekir -çünkü mutlaka kendilerine ittirilen bir ba$ka yan dosya vardır-, çalı$an sirkülasyonu oha be prekazi tadında, daha gider bu.

Her neyse böyle bir güzelleme yapmamın sebebi yeni i$e ba$layan ve genel alanlardan sorumlu ablaya yardım ya da patronun çocuk bakıcısı olduğunu sandığım 18 ya$ındaki türbanlı kızın aslında yazılımcı olarak i$e alındığını öğrenmi$ olmam. Zaten modum bu ara sürekli keçiboynuzu kemirir gibi olduğu için nerdeyiz lan biz, burası neresi böyle? diyerek bir delirme geldi bana. Ama sonra biraz sakinlediğimde dü$üncemin naho$ olduğunu fark ettim; kızı tanımıyorum ya da yaptığı i$i bilmiyorum ki? Belki aslında gerçekten yetkin bir programlayıcıdır? Gerçi sonra yine:
"lan 18 ya$ında ne yetkinliği?"
"bilemezsin ki?"
"örtülü!"
"teknolojiyle örtünmenin ne alâkası var?"
"^&''(^&'!!!)=+/^½$#½"

İç sesler böyle devam etti hâlâ da ediyor.
Ho$lanmadığımız, tasvip etmediğimiz, mantığımızın bağda$madığı durumlar gerçeklerin üstünü mü örtüyor yoksa yapılan tercihler dı$lanmayı zorunlu mu kılıyor?

Ve ben bu kadar darlanmanın arasında bunu niye dü$ünüyorum?

14 Ağustos 2012 Salı

teoriyi anladım ama uygulama patlak.

Haziran 2011: Kız evli ve huyu güzel kendi güzel munis tatlı kocasını çalı$maya geldiği İstanbul'da bilmem kaç senelik iblis kategorisinin daimi temsilcisi arkada$ıyla aldatıyor. Hem de friends with benefits'gillerden değil; ciddi ciddi a$ık oluyor, klasik niyearamadınetmedinsormadınyapmadın triplerine bağlayarak. Sonra bir gün iyice delirme noktasına gelip adamın ofisini basıp allah ne verdiyse dalıyor. Bir sonraki karede kıza, girmek istediği mekânın kapısında duran adamın arkada$ları siktir çekiyor.(size ne ulan?) Akabinde eve dönü$, ben kocimle çok mutluyum pozları vs.
Ağustos 2012: İblisyan Amerika'da. Kızla ve kocasıyla plajda orada burada $urada takılıyorlar. Fotolar, yorumlar, canımlar, bi$iiler.

"E bunlar 1 sene önce Blanka vs. Chun-Li'ye bağlamadı mı annem?
Veyahut da bizim gördüklerimiz aslında hiç olmadı da tek ayak üstünde senaryo mu yazıyoruz nedir?".. derken kafama elma dü$tü.

Hayır senaryo falan yazmıyoruz.
Sadece ben mal mal gurur yapıyorum; yok öyle dedi, yok bana $unu yaptı, yok ıdı, yok bıdı.
E sen hıh'larsan, her detaya bu kadar anlam yüklersen e tabii millet arkasına bakmadan uzakla$ır.
Bu sadece event management circle insanları için değil; arkada$ çevremdeki hemen herkes için geçerli. Bir iki üç be$ i$te çalı$tığım ki$i için de, ba$ka mecralardan arkada$ım olup da i$ için yolumuzun kesi$tiği ki$iler için de, eski i$ / özel hayat arkada$larım için de.
Kimse aslında ne yaptığını veya onun için yaptıklarını umursamıyor.
Önemli olan: sen o ki$inin i$ine nerede / ne kadar yarıyorsun?
Arkada$lığın ve ili$kilerin özeti bu.

Aferin bana.
Çözebildim nihayet.
de..
Bunu kendimi fazla örselemeden nasıl pratiğe dökerim?

6 Ağustos 2012 Pazartesi

kaç kere dedik: alma cam kırığıyla taharet, yırttırırsın.

Barça'ların arasına kayıt girmeyeyim diyordum ama benim omuzların üstündeki karamürsel sepetini toparlayıp son 2 taneyi de girene kadar sinkaflarım soğuyor.

Yılmak yorulmak nedir bilmeyen provokatörlerimiz bugün de bir kumbara üstünden hedef gösterdiler.
Bu "$oke olucu" haberimsiye güldüm ama firmanın feysbuk sayfasına yazılanları görünce Le Penseur'e "kay lan kenara" dedim.

S.ke sürülecek kadar aklı olmayanlarla cenk etme, kılıç bir tarafına kaçar.. diyoruz da bitmiyorlar ki amk?

28 Haziran 2012 Perşembe

oh hello!

Yurtdı$ına çıkarken, kendisiyle aynı $ehirde oturmayan ailesini geçirmeye gelmeme konusunda ikna edemeyen 29 ya$ındaki minicik insan yavrusu ben!

Takribi 11 senedir Ankara-Bodrum-İstanbul üçgeni doğrultusunda kendilerinden ayrı ya$ıyorum. Hatta daha geriye gidelim; 8-15 arası yüzme ve dağcılıkla ha$ır ne$irken onlarca kampa gittim. Kısaca ve kabaca 20 senedir kendi ba$ımın çaresine bakabiliyorken dün ak$am telefonda: "itiraz yok! geliyoruz! o kadar!"








Hakikaten, ne ebeveyn olabilecek ne de o mantığı anlayabilecek kapasitedeyim. O_o